Beslenme Önerileri

Kolajen Takviyelerinin Faydaları Var mı?

ALDATMACA MI DEĞİL Mİ? FAYDA MI ZARAR MI?

Balık güzel bir kolajen kaynağıdır…

Bir önceki kolajen yazımız

Yaygın olarak, diğer protein ve protein türevi ürünlerde olduğu gibi, kolajen ve kolajen türevi ürünlerin, gastrointestinal sistemdeki sindirim ve emilim aşamaları sırasında amino asitlere ayrıştırıldığı varsayılmıştır.

Bu nedenle, kolajenin iddia edilen biyolojik etkinliği ile ilgili ciddi şüpheler vardır. Klasik olarak uygulanan kremler ve losyonlar cilt bariyerine derinlemesine nüfuz edemez ve tedavi durduğunda cilt nemlendirme etkileri kaybolur; cilt hidrasyonunda ki hafif artış, daha derin cilt tabakasından yeni oluşan korneositlerden kaynaklanır.

Ayrıca, bir hidrokarbon krem ile uzun süreli topikal tedavi cilt bariyerine zarar verir ve transepidermal su kaybında artışa yol açar.

Cilt üzerinde biyolojik olarak aktif olabilmek için, oral yoldan alınan kolajen ve kolajen türevi ürünlerin, kan dolaşım sistemine bir şekilde girebilmesi bağırsak bariyerini geçebilmesi ve metabolik bir rol oynamak için cilde yeterli miktarda taşınabilmesi dahası cilde dahil olması gerekir.

Genellikle kolajen ve kolajen türevi ürünlerin, kan dolaşım sistemine emilmeden önce gastrointestinal sistemdeki amino asitlere hidrolize olduğuna inanılmaktadır. Bununla birlikte, artan kanıtlar peptitlerin doğrudan emilebileceğini göstermektedir.

Kolajen ve İltihaplı Romatizma

Kemik, deri, kas, tendon ve bağların ana yapı taşlarından biri olan Kolajen ayrıca kan damarları, kornea ve dişler de dahil olmak üzere diğer birçok vücut bölgesinde bulunur ve eksikliğinde ölümcül hastalıklar ortaya çıkar.

Çok ilginç bir şey paylaşalım. Belki ilk defa duyacaksınız.

İltihaplı romatizma, Sistemik lupus eritematozus, Sjögren sendromu, gut hastalığı ve vaskülitler ana kolajen doku hastalıklarıdır. Bu “kolajen vasküler hastalıklar” bağ dokunuzu ve hücre dışı matriks biyomekaniğini etkileyen bir grup hastalığın adıdır.

Bir de genetik geçiş gösteren Kalıtsal kolajen hastalığı türleri vardır:

Kolajen ile ilgili çok önemli bir not:

Kolajenin farklı tiplere sahip olduğunu özellikle bilmemiz gerekiyor. Şimdilik tanımlanan 29 farklı kolajen türü vardır. Takviye alıyorsanız hangi tipini alıyorsunuz? Bunu kendinize sorun. Ayrıca kaynağına göre içerik değişir. Balık kolajeni ile sığır kolajeni içeriği aynı değildir. Bir de bu hayvanlara alerjiniz olabilir. Bir de şu var:

İltihaplı romatizma oluşturmak için en yaygın kullanılan deney modeli, farelerde kolajen ile indüklenen artrittir (CIA). Yani fareler romatizma olsun diye kolajen verilir. 

Kolajen ile indüklenen artrit (CIA) fare modeli, romatoid artritin en sık incelenen otoimmün modelidir. Otoimmün artrit, tam Freund adjuvanı ve tip II kollajen (CII) ‘nin bir emülsiyonu ile immünizasyon yoluyla bu modelde indüklenir. Tipik olarak, ilk artrit belirtileri bu modelde aşıdan 21-28 gün sonra ortaya çıkar.

Romatizmda’da üç ana otoantijenik reaktan tanımlanmıştır;  romatoid faktör (RF), sitrüline peptit antijenlerine (ACPA), sitrüline peptitlere (anti-CCP) ve anti-tip II kolajene (anti-CII) karşı antikorlardır. Hem RF hem de ACPA, ciddi eroziv RA’nın iyi doğrulanmış ve öngörücü belirteçleridir, ancak patogenezle ilişkilendirilemez. Aksine, CII ile immünize edilmiş çeşitli hayvan türlerinde, RA’dakine benzer bir epitop spesifisitesi olan CII’ye karşı antikorlar ile birlikte, insan RA’da görülen erozif bir enflamatuar artrit ortaya çıkar.

Kolajen ve Matris Elemanları

Romatizmal hastalıkların kökeninde hücre dışı matriks ve kolajen gibi matriks elemanların rolü olabilir.

Kolajen I. Tendon, ligament, kemik, göz

Kolajen II. Kıkırdak

Kolajen III-V-XI. Akciğer, damar, deri

Kolajen IV. Bazal lamina, böbrek

Kolajen V. Plasenta

Kolajen VII. Çapa proteini

Kolajen XIII. Saç folikülü, üst deri

Kolajen XV. Böbrek, pankreas

Çok sayıda tür keşfedilmiş olsa da belirtmek önemlidir. Sadece fibril oluşturan tipler özellikle 1, 2 ve 3 günümüzde en çok kozmetikte kullanılmaktadır. Esas olarak deri tip I ve III kollajenden oluşur.

Vücuttaki bütün kolajenin yüzde 90’ı tip I’dir.

Kolajen Yapısı

Kolajenin bir zinciri 1400 amino asitten oluşur. Bu şekilde 3 zincir birbiri üstüne sarılarak kolajen heliks yapar. Heliksler ise bir araya gelerek kolajen lifini yapar (fiber). İnternet fiber kablolar gibi, urgan ve halatlar ya da inşaat kirişleri gibi düşünebilirsiniz kolajenleri… Kolajeni hidrolize ettiğinizde yani kaynamış et suyuna sirke ve limon (enzimatik) kattığınızda jelatinleşmiş kolajen kolajen peptidlerine dönüşür (amino asitler). bu amino asitler de bağırsaklardan PEPT1 transferi ile emilir.

Vücudunda ne yapar?

Şu anda, 30’dan fazla genin ürünü olan en az 29 farklı kolajen türü, omurgalılarda ve omurgasızlarda tespit edildi.

Dört ana tip I, II, III ve IV’tür.

  • Tip I: Bu tip vücudunuzun kolajeninin % 90’ını oluşturur ve yoğun paketlenmiş liflerden yapılır. Cilde, kemiklere, tendonlara, lifli kıkırdak, bağ dokusu ve dişlere destek yapı sağlar. Sertlik ve dayanıklılık.
  • Tip II: Bu tip daha gevşek bir şekilde paketlenmiş liflerden yapılır ve elastik kıkırdakta bulunur.
  • Tip III: Bu tip kasların, organların ve atardamarların yapısını destekler.
  • Tip IV: Bu tip böbreklerde filtrasyona yardımcı olur ve cildinizin katmanlarında bulunur.

Kolajen üretimini artıran besinler var mı?

Tüm kolajen üretimi öncü prokolajen olarak başlar. Deride bu işi fibroblastlar yapar. Kolajen üreten hücre iki amino asidi birleştirerek prokollajen yapar: glisin ve prolin. Bu işlemde C vitamini kullanır.

Aşağıdaki besinlerden bol miktarda aldığınızda vücudunuzun bu önemli proteini üretmesine yardımcı olabilirsiniz:

  • C Vitamini
  • Prolin: Yumurta akı, buğday tohumu, süt ürünleri, lahana, kuşkonmaz ve mantarlarda büyük miktarlar bulunur.
  • Glisin: Tavuk derisinde büyük miktarlar bulunur.
  • Bakır: Büyük miktarda susam tohumları, kakao tozu, kaju fıstığı ve mercimek bulunur.

Ek olarak, vücudunuzun yeni proteinler yapmak için gereken amino asitleri içeren yüksek kaliteli proteinlere ​​ihtiyacı vardır. Kümes hayvanları, deniz ürünleri, süt ürünleri, baklagiller ve tofu mükemmel amino asit kaynaklarıdır.

Kolajene zarar veren şeyler nedir?

Belki de hemen takviyeler almak yerine aşağıdaki kolajen yok edici davranışlardan kaçınmak daha da önemlidir:

  • Fazla şeker ve rafine karbonhidratlar: Şeker, kolajenin kendini onarma yeteneğine müdahale eder.
  • Çok fazla güneş ışığı: Ultraviyole radyasyon kolajen üretimini azaltabilir. Yaşlandıkça, vücudumuz doğal olarak kollajen üretimini azaltmaya başlar. Kolajen “derideki protein ipler” olarak nitelendirilir. Gençken, ip sıkı kalır, ancak yaşlandıkça uçlar yıpranmaya başlar. Esasen, bedenlerimiz kaybettiğimiz kollajeni parçalandığı kadar çabuk değiştiremezler.  20’li yaşlardan itibaren yaklaşık her yıl kolajenimizi kaybetmeye başlarız.  Bu maalesef daha kuru cilt anlamına gelir. Güneşe maruz kalma, sigara dumanı ve hava kirliliği de kolajen kaybını hızlandırabilir.
  • Sigara içmek: Sigara içmek kolajen üretimini azaltır. Bu, yara iyileşmesini bozabilir ve kırışıklıklara yol açabilir.
  • Lupus gibi bazı otoimmün bozukluklar da kolajene zarar verebilir.

Doğal gıda kaynakları ve kemik suyu

Kolajen hayvansal gıdaların bağ dokularında bulunur. Örneğin, tavuk ve işkembe derisinde büyük miktarlarda bulunur. Kemik suyu, kelle, paça ve işkembe KEMİK SUYU KAYNAK…  Sirke veya limon suyu gibi asit kullanmak kolajeni ve bağ dokusunu parçalar. Enzimatik olarak kolajen hidrolize olur yani parçalanır.

Kemik Suyu Ne İçerir?

Kemik et suyunun besin içeriği, bileşenlere ve kalitesine bağlıdır:

  • Kemik: Kemiğin kendisi kalsiyum ve fosfor gibi mineraller üretir. Sodyum, magnezyum, potasyum, kükürt ve silikon da mevcuttur.
  • Kemik iliği: A, K vit, omega 3-6, demir, çinko, selenyum, bor ve manganez gibi mineraller verir.
  • Bağ dokusu: Artrit ve eklem ağrısı için popüler diyet takviyeleri olan glukozaminglikan (GAG) ve kondroitin sülfat sağlar.

Ek olarak, kemikler, kemik iliği ve bağ dokusu, büyük ölçüde, pişirildiğinde jelatine dönüşen kolajenden oluşur. Jelatin, benzersiz bir amino asit profiline sahiptir ve özellikle glisin bakımından yüksektir. Jelatin temel olarak pişmiş kolajendir, bu nedenle onu üretmek için gereken amino asitlerde çok yüksektir.

Ancak kolajen açısından zengin yiyecekleri tüketmenin aslında vücudunuzdaki seviyeleri artırıp artırmayacağı konusunda tartışmalar var.

DİKKAT! Protein yediğinizde, amino asitlere ayrılır ve sonra tekrar birleştirilir, böylece yediğiniz kolajen doğrudan vücudunuzdaki daha yüksek seviyelere dönüşmez.

Yazı Devam Edecek…

3. Kolajen Yazımız “Kolajen Takviyesi Almalı mıyım?” çok yakında sizlerle.

Kolajen ve Kurbağa

1962 yılında kurbağa kuyruğundaki bir enzimin kolajenleri parçalayıp erittiği ilk kez keşfedildi.

 

İlgili Yazılar