Romatoid Artrit (RA), Türkiye’de yaklaşık 200.000 kişinin muzdarip olduğu bir hastalıktır. Sinovyumun (eklem çevresindeki kemik dışı yapılar) enflamatuar bir hastalığı olan Romatoid Artrit, ağrı, sertlik, şişme, şekil bozukluğu ve nihayetinde eklemlerde işlev kaybıyla sonuçlanır. Hastalığın erken teşhis edilmesi kadar hastalığın sınırlandırıcı tedaviler ile takip edilmesi, atak sayısı ve süresinin azaltılması, eklem deformitelerine engel olmaktadır. Tüm tedavilerde temel amaç da aslında budur. Ancak hastalığın bunca yıllık seyrine rağmen hastalığı tamamen kontrol altına alınması bazı hastalarda mümkün değildir. Günümüzde kullanılan tedavi yöntemleri birçok hastada sınırlayıcı ve koruyucu etkiye sahiptir. Ancak hastaların kimyasal tedavilerden duydukları kaygılar nedeni ile başkaca tedavi yöntem arayışları sürmektedir.
Tüm romatizmal hastalarda tedaviye çok yönlü yaklaşım ile hastalığın sınırlandırılması ve kontrolü mümkün olabilir. Hastalık fiziksel, ruhsal, sosyal ve kimyasal yönleri ile tedavi edilmelidir. Hareket kısıtlılığı kişilerin gündelik ihtiyaçlarını karşılamadaki yetersizlik duygusu, bayan hastalarda anneliğin getirdiği sorumluluk duygusundaki acziyet, uyku problemleri, iş hayatındaki fiziksel yetersizlikten kaynaklanan sorunlar, aile ve sosyal çevrede hastalıklı bir birey olarak bilinme durumları göz ardı edilerek tedavi mümkün değildir. Romatizmal hastalar aynen kanser hastaları gibi sürekli olarak depresyona meyillidirler. Aile içerisinde sorunlar yaşamakta, mutsuz ve umutsuz olarak yaşamlarını sürdürmektedirler. Çağımızda maalesef birçok hastalık tedavi edilirken kişilerin duygu – durumları göz ardı edilmektedir. Tedavi için hemen psikiyatrik tedavilere başvurulmaktadır. Birçok bireyde tedaviden ziyade başkaca sorunlara neden olmaktadır. Hastalığın getirdiği duygusal problemlerin tedavisinde psikiyatrik tedavilere yönelmek yanlıştır. Tedavi ile hastalığın kaynağı ana sorun ortadan kaldırıldığında, ruhsal durum da kendiliğinden düzelecektir. Örneğin fibromiyalji tanısı almış bir hastada sırt ağrılarını kaynağı omurgadaki problemler ise esas sorun çözülmeden verilen ilaçlar da işe yaramayacaktır. Osteopatik, kayropraktik yaklaşımla hastanın omurga sistemi ele alınmadan tüm tedaviler eksik olacaktır.
Tüm dünyada CAM (Complementary & Alternative Medicine) uygulamaları (Tamamlayıcı Uygulamalar) olarak bilinen yöntemler hastaların ilgisi çekmeye devam etmektedir. Yan etkilerinin olmaması en çok tercih sebebidir. Akılcı ve yerinde uygulamalar ile birçok hastalık veya yıllarca süren problemler çözülebilmektedir. Hastalıkların başlangıç patolojileri ve oluşum süreçleri birçok hastalıkta benzerdir. Zaman içerinde kişinin yapısına göre, ruhsal durumuna göre farklılaşabilir. Hastalıkların hepsinde dolaşımsal problemler, sinirsel ileti problemleri ve ruhsal durumlar hastalık durumunu olumsuz etkileyeceği bilinen bir gerçek olmasına rağmen, tedavide yanlızca kimsayal bedenle ilgilenmek ne kadar akıllıcadır. Kimyasal tablodaki sorunların kaynağı burada yatmaktadır. Bedensel yapıları düzeltmeden, ruhsal yapıyı düzeltmeden kimyasal problemlerde de yetersiz kalacağımız aşikardır. Osteopati, kinezyoloji, Kayropraktik, biyoenerji, biorezonans ve hipnoz tamamlayıcı tıp alanında kimyasal yapı dışındaki sistemlerle ilgilenen alanlardır. Bu alanlar birçok hastalığa çözüm olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Ehil ellerde yapılan tüm uygulamalar değerlidir ve faydalanmak için fırsat kollanmalıdır.
Araştırmalar, RA’da olduğu gibi kronik ağrı çeken insanların ve mevcut tedaviden memnun olmayanların alternatif tedaviler aramasının çok muhtemel olduğunu ve artritli kişilerin tahminen % 60-90’ının CAM (Tamamlayıcı Uygulamalar) kullandığını göstermiştir. En yaygın kullanılan tedaviler arasında kayropraktik ve bitkisel tedaviler yer almaktadır. Bitkisel tedaviler binlerce yıldır insanların en eski kullandığı, aslında kimyasal bir tedavi yöntemidir. Bitkisel yapılar içerindeki kimyasal bileşenler ilaç endüstrisinde de kullanılmaktadır. Parfüm sektörü bitki özlerindeki kokuları izole ederek kullanmaya devam etmektedir. Orijinal kaynağındaki bitki özleri halen popülaritesi korumaya devam ediyor. Tabi ki bu alandaki üretim hataları ve standardizasyon eksikliği, kaliteli bitki kullanım eksikliği tedavinin yumuşak karnı olarak sayılabilir. Bitkisel tedaviler halk tebabetinde halen popülerdir ve güvenilirdir. Tüm dünyada da durum bizden farklı değildir. Geçmişte Avrupa’daki azizler bir hekim gibi tedavi reçeteleri sunmuşlardır. Hala da onların sundukları reçeteler Avrupa’nın birçok bölgesinde ticari şekillere dönüştürülerek halkın arzına sunulmaya devam etmektedir. Bitkisel tedaviler ve yılların birikimleriyle gelen uygulamalar birçok çalışma ile test edilmiştir.
Bilimsel olarak çalışması hastalar üzerinde yapılmış ve yayınlanmış makalelerden aldığımız verilere göre etkinliği ispatlanmış bazı bitkilerden söz edecek olursak;
Kapsaisin
Orta ila çok şiddetli diz ağrısı olan ve kesin veya olası RA kriterlerinin en az üçünü karşılayan hastalar 4 hafta boyunca günde dört kez kapsaisin krem şeklinde uygulandı. 4 haftanın sonunda, VAS ağrı skorlarında azalmada anlamlı bir fark vardı.
Curcumin
Curcumin, zerdeçalın köklerinden elde edilen anti-enflamatuar aktivitesi olan bir bileşenidir. 18 hastaya 2 hafta süreyle 1200 mg/gün curcumin verildi. Her hastada sabah sertliği, yürüme süresi ve eklem şişliği durumlarında anlamlı bir düzelme görüldü. Yazarlar çalışmada Curcumin anti-romatizmal aktivitesine dair ikna edici kanıtlar sunmuşlardır. Zerdeçalın anti inflamatuvar etkinliği artık kanıtlanmıştır. Tüm romatizmal hastalar bu bitkiden çok faydalanmalı ve mutfaklarının ana baharatlarından biri olmalıdır.
H15 (Boswellia Serrata , Olibanum Özü)
Boswellia Serrata’nın reçineli özleri, geleneksel bir Ayurveda tıbbıdır. Tedavi grubundaki 18 hastaya ilk haftada 1200 mg ve sonraki 11 hafta boyunca 3600 mg/gün veya 2400 mg/gün; Kontrol grubundakiler 19 hastaya aynı görünen ancak isimsiz plasebo hapları verildi. 12 haftanın sonunda yazarlar, kronik poliartrit hastalarında H15 ile adjuvan tedavinin bu sonuçlarla desteklenemediği sonucuna varmıştır.
Tripterygium Wilfodii Kanca F
Çoğunlukla Güney Çin’de yetişen bir bitki olan, Triterygium wilfodii Hook F (TWH), eski Çin tıp metinlerinde tanımlanmıştır ve Çin’de eklem ağrısının tedavisi için yaygın olarak kullanılmaktadır. NSAID’lere en az 2 ay boyunca yanıt vermeyen aktif semptomları olan 70 hasta rastgele olarak 60 mg / gün TWH veya aynı şekilde görünen plasebo tabletlerini 3 ay boyunca kullandılar. Çalışmanın sonunda, TWH alan hastalarda, plaseboya kıyasla tüm parametrelerde hassasiyet skoru, şişme sayısı, sabah tutukluğu ve kavrama gücünde anlamlı bir iyileşme görüldü. Ayrıca, iyileşme yaşayan hastaların yüzdesi, genel etkili oranı % 90’ın üzerinde olan TWH grubu için anlamlı olarak daha yüksekti. Bu klinik gelişmeler tedavinin ilk 4 haftasından itibaren ortaya çıkmaya başladığı rapor edilmiştir.
Görüldüğü üzere akılcı bitkisel tedavilerle hastalığı kontrol altına almak mümkün olmaktadır. Bitkisel tedavilerden tüm dünyanın faydalandığı gibi bizlerinde faydalanması gerekmektedir. Her uygulama ve tedavi değerlidir ve ehil ellerde kullanılmaya devam etmelidir. Neticede hastalıklarda amaç hastaya zarar vermeden maksimum düzeyde faydaya ulaşmaktadır.
CAM uygulamaları hastaların ilgilerini çekmekte ve çekmeye de devam edecek gibi duruyor. Bu nedenle hekimlerin de bu konularda toptan reddetmekten ziyade anlamaya çalışma, hastaların yönelme sebeplerini ve uygulama imkanlarını araştırmaları hastalar açısından daha faydalı olacaktır.

Etiket