Genç Hastalarda Hipertansiyon Tedavisi : SU – TUZ

Genç Hastalarda Hipertansiyon Tedavisi : SU – TUZ
 
Türk Kardiyoloji Derneği’ne göre normal tansiyon aralığı :
Sistolik (büyük) kan basıncı için 130 – 139 mmHg
Diastolik (küçük) kan basıncı içi ise 85 – 89 mmHg’dır.
Sistolik kan basıncı için 140 mm Hg, diastolik kan basıncı için ise 90 mm Hg ve üzerinde olması hipertansiyon olarak değerlendirilir.
 
Hipertansyonun %95 primer, % 5 sekonder olarak sınıflandırılmıştır. Primer hipertansiyonun nedeni belli değilken, sekonder hipertansiyonda ise kalp ve üriner sistemin damarsal problemleri ve böbrek üstü bezinin hormonal problemleri olarak sayılabilir. Primer hipertansiyonun aslında bildiğimiz ancak nedenlerini net olarak ortaya koyamadığımız fizyopatolojik mekanizması altında yatan nedenler :
– Sıvı alımında azalma
– Yetersiz tuz alımı *
– Dirüretik / İdrar söktürücü etkili sıvıların çok tüketilmesi (çay kola kahve ve türevleri )
– Fiziksel egzersizlerde azalma (Sedanter yaşam şekli)
– Obezite
Son yıllarda primer hipertansiyonun görülme yaşının 20’li yaşların altına inmesi yaşadığımız çağın en önemli sorunu haline gelmiştir.
Hipertansiyonun Oluşum Mekanizması :
Hipertansiyon fizyopatolojisinde çeşitli tezler vardır ve her birisi bir o kadar karmaşıktır. En sade şekli ile anlatacak olursak Hipertansiyonda TEMEL ORGAN ‘Kalp ve Böbrekler’dir. Hipertansiyonda temel elementler ise Na, K, CI’dur. Her bir hücremizin ve organımızın sağlıklı çalışabilmesi için yeterli sıvı, enerji kaynağı, oksijen ve elektrolitlere ihtiyacı vardır. Enerji ve sıvı elektrolit tedariği mide bağırsak sistemimizde, oksijen ve sıvı – elektrolitlerin regüle edilmesi ise böbreklerde olmaktadır. Her bir organa yeterli düzeyde sıvı gönderilmesi için organların sistematik içerisinde ve koordineli bir şekilde çalışması gerekir. Böbreğin optimal tansiyonu kalbin kontrolünde sağlaması hayati organlarımız olan beyin karaciğer için gereklidir. Damar içinde sıvı azaldığı zaman ilk uyarılan organ böbrekler ve sonrasında kalbimizdir. Böbreklerde renin – anjiotensin – aldosteron sistemi aktive edilerek, su ve tuz tutulumu arttırılır. İntravasküler alanda yeterli sıvı olmadan efektif tansiyonun olması mümkün değildir. Böbrekler sodyum potasyum ve klor dengeleri ile tansiyonu regüle etmeye çalışmaktadır. Damar içinde yeterli sıvı alımı olmadığında böbreklerden NaCI (tuz) ve su tutulumu artmaktadır. Böreklerimiz bu dengeyi sağlama adına her gün her dakika bunu yapmaktadır. Damar içi sıvıdaki azlık uzun sürerse (günlerce – aylarca) böbrek üstü bezlerde katekolaminlerin salımında artış meydana gelir. En sık bilinen katekolaminler adrenalin, noradrenalin, aldosteron stres hormonları olarak bilinir. Katekolaminler damarlar ve böbrek üzerinde kasıcı daraltıcı (vazokonstrüktör ) bir etkiye sahiptir, kalp üzerinde ise hızlandırıcı ve kasıcı bir etki oluşturur. Bu hormonların da böbrekler üzerindeki etkisi vazokonstriksiyon ve böbreklerden tuz – su tutulumunu arttırmaktır.
Negatif sıvı tüketimi (çay, kola, kahve türevleri) idrar miktarını artırırken, aynı zamanda vazokonstrüksiyon oluşturur. Sedanter yaşam şekli ve obezite damarların elastikiyetini bozarak ve kronik inflamasyon oluşturarak hipertansiyon mekanizmalarını tetiklemektedir.
 
Tartışma :
Hipertansiyon denilince hemen tuz kısıtlanması akla gelmektedir. Tuz moleküllerinin su tuttuğu bilinen bir gerçektir. Ancak Hipertansiyonu tetikleyen asıl mekanizma damar içi sıvının azalması, böbrek üstü bezlerden kontrolsüz katekolamin salınımı ve damarların elastikiyetinin kaybolmasıdır. Hipertansiyonun tedavisi için öncelikli olarak damar içi sıvının yeterli düzeyde sağlanması gerekmektedir (kilo x 35 – 40 cc). Suyun damar içinde tutulumunu sağlayan Na CI dür. Damar içinde sıvı arttıkça böbreklerden stres hormonları salınmayacak ve böbreklerle fazla olan tuz ve su atılımı kolaylaşacaktır. Organizmamızın %70’i sıvı olduğundan tüm organlar için su ve organların iletişimi için tuz çok önemli olduğundan böbreklerimiz sürekli olarak tuz ve su tutmaya meyillidir. Son yıllarda hayatımıza giren kahve ve türevleri geleneksel içeceğimiz çay ile birleşince böbreklerimizden sıvı atılımı artmıştır. Negatif sıvılar olarak bildiğimiz çay kola ve kahveler vücudumuzun sıvı atılımını ve katekolaminlerin salımını arttırmakta katekolaminlerde damarlarda daralmaya neden olmaktadır. Bu durumda hipertansiyon oluşum zincirini harekete geçirmektedir.
 
Özetle Primer Hipertansiyon Nedenleri:
– Damar içinde su azalması
– Böbrek üstü bezlerinde katekolaminlerinin (adrenalin noradrenalin aldosteron ) salınması
– Böbreklerde su ve tuz tutulumunun artması
– Katekolamin salımının uzun sürmesi sonucunda böbreklerde ve damarlarda vazokonstriksüyon (daralma )
– Sedanter yaşam ve obezite
 
Tedavi :
– Yeterli düzeyde sıvı alınması.
– Böbreklerden sıvı atılımını arttıran sıvılardan uzak durulması (çay, kola, kahve türevleri).
– Yeterli sıvı alımından sonra suyun damar içinde tutulumu için yeterli tuz alınması.
– Obezite ile mücadele ve fiziksel egzersiz.
 
Bu tezimizi destekleyen en önemli gösterge Primer hipertansiyonun tedavisinde kullanılan ilaçların %80 böbreklerde su ve tuz tutulumunu engellemeye yöneliktir. %15 damarlarda ve kalp üzerinde genişleme sağlayarak tansiyonu düşürmeyi hedefler . Az bir oranda beyin üzerinden katekolamin salınımını engellemeye çalışılarak tansiyon düşürülür. Hipertansiyon tedavisinde en başarısız olunan grup obez hastalardır.
 
Uyarı :
Yeterli sıvı alımının göstergesi : İdrar miktarında artma.
Fazla tuz alımının göstergesi : Ayak sırtı ve bilekte ödem.
 
Sonuç :
Tansiyonu düzenlemek için yeterli su – tuz alınmalıdır.
Tuzun kısıtlanması genç hastalarda tansiyon düşürücü bir uygulama değildir.
*Rafine Edilmemiş Doğal Kaya Tuzu