Hashimoto Hastalığı Oluşum Nedenleri

HASHİMOTO HASTALIĞI / OLUŞUM NEDENLERİ başlıklı Dr. Ceyhun Nuri’nin güncel yazısı Ankara Life Dergisi – Şubat 2018 / Life Sağlık

HASHİMOTO HASTALIĞI OLUŞUM NEDENLERİ

Haşimoto tedavisinde ana maksat tiroit bezine karşı oluşan aşırı ve orantısız enflamatuvar tepki silsilesini durdurmaktır. Oluşum nedenini anladığımızda hastalık kronik seyrini terk ederek iyileşme sürecine girecektir.

Haşimoto Tiroiditi: Genelde tüm vücudun özelde de tiroit bezinin sürekli iltihaplanması (enflamasyon) ve salgıladığı hormonların azalması (Hipotiroidi) ile birlikte karakterize otoimmün bir hastalıktır. Bu bir tiroidit vakasıdır, yani tiroid bezinin iltihabıdır.

Bu hastalığın klasik anlayış içerisinde tedavi edilememesinin sebebini şu yaklaşımda ararsak daha doğru olacağı kanaatindeyim; Bizzat tiroit disfonksiyonu mu var yoksa bu bezin fizyolojik dengesini koruyabilmesi için diğer sistemlerin gereken desteği sağlayamaması nedeniyle mi hasta. O zaman “Tiroit bezimiz neden fonksiyonlarını icra edemiyor?” sorusunun cevabını verebiliriz.

Tüm sorun bu iltihabın, daha doğrusu da tiroit bezine karşı oluşan enflamasyonun sadece ona has olmadığı gerçeğinin bilinmeyişidir.

Hashimoto her ne kadar tiroit bezini ilgilendiren bir hastalık gibi görünse de temelinde bağışıklık sisteminin aşırı tepkisi yatmaktadır, bu duruma ‘Otoimmün Cevap’ deriz.

Vücutta tüm metabolik süreçler yaşamı koruma üzerine ayarlanmış durumdadır. Hastalıkların seyri öncelikle önemsizden önemliye, aşağıdan yukarı, dıştan içe doğrudur. Bu durumda öncelikle cilt, saç, eklem, kol, bacak gibi hayati olmayan organlar etkilenir. 2.Aşamada safra kesesi, yumurtalıklar, tiroid gibi hayati olmayan ancak önem arz eden organlar etki görmeye başlar. 3.aşamada ise hayati organlar da dejeneratif / destruktif (yıkıcı) reaksiyona katılacaklardır.

Bu, yaşamı tehdit eden bir süreçtir ve sadece sizin daha ne kadar kronikleşme eylemine izin vereceğinize bakmaktadır.

Oluşum Nedenlerinden Bazıları

1. Susuzluk, enflamasyonu (iltihap) tetikleyen en önemli mekanizmaların başında geliyor.

Yetersiz su tüketimi ve suyun vücuttan atılımını artıran eylemlerin (ateş, idrar atılımını artıran diüretik ilaçlar, bir kısım tansiyon ilaçları, alkol vb.) çoğalması ile birlikte vücutta kuruma (dehidratasyon) başlar. Bedenimizde her şey hayatta kalmak üzere ayarlanmıştır. Su girişi azalırsa bu değeri artmış sıvı hayati organlara (beyin, kalp, akciğer, böbrek) yönlendirilir. Bir kısım hayati olmayan organlarımız bu azalmış sudan mahrum kalır (saçlar, kollar, bacaklar, bağırsak, tiroit vb.). Vücutta suyun organlar arasındaki bu regülasyon mekanizmasından görevli maddelerden birisi de HİSTAMİN’dir. Histaminin aşırı salınımı suyun dağılım oranlarına etki ederek enflamasyon (iltihap) artışını hızlandırır. Su atılımını artıran negatif sıvılardan (alkol, kafeinli içecekler, hazır meyve suları, siyah çay, kahve vb.) uzak durulmalı.

2. Vücut asit-baz dengesinin bozulması

Vücudumuz hafif alkalidir, vücut Ph dengemiz 7,35-7,45 değerleri arasında olmalıdır. Su tüketiminin azalması vücudu asitleştirir. Özellikle, mizaca ters gıdalar, unlu-tahıllı gıdalar, kavrulmuş çerezler, işlenmiş gıdalar, şekerli ve aşırı proteinli gıdaların alınması veya et/tahılların işlenmesi esnasında kalsiyum, potasyum, magnezyum gibi alkali yapıcı maddelerin kaybedilmesi, vücut Ph dengesini hızla aside doğru kaydırır. Stres, üzüntü, ruh çöküntüsü de vücut Ph dengesini asit yönüne kaydırmaktadır.

Dokuların, temelde de hücrenin asitleşmesi enflamasyonu (iltihap) artırır, bu durum otoimmün tepkiyi derinleştirir.

3. Alerji ve besin intoleransı ‘Hashimoto Tiroidit’ riskini artırıyor

Tiroid hormonlarının normal olması bağırsak duvarındaki sıkı bağlantıları destekler. Bağırsak canlı mikroorganizma yüzeyinin sağlam olması tiroid hormonlarının aktifleşmesi için gereklidir (T4’ün yaklaşık 1/5’i bağırsak probiyotik bakterilerin yardımı ile bağırsak hücrelerinde aktif formu olan T3’e dönüşür). Bu durumda aktif T3 seviyesi düşecektir.

Eğer hazım sisteminiz bir gıdayı özümseyemiyor, sindiremiyor ve bu besinleri sürekli tüketiyorsanız vücudunuz bunları yabancı madde gibi algılayacak. Bağışıklık sisteminin sürekli tepki göstermesi enflamasyonu (iltihap) artırır. Enflamasyonun artması HİSTAMİN seviyesini artırır ve yine sonuç: Otoimmün Tepki!

4. İnsülin direnci ve Hashimoto

Tiroid işleyişinin baskılanması glikoz metabolizmasını olumsuz etkilemektedir:

– Glikozun kandan alınarak hücre içine girişini azaltır, sonuçta kan şeker düzeyi yükselir.
– Bağırsaktan kan glikoz emilimini azaltır ve kan şeker seviyesi düşer.
– Dokuların insüline cevabını azaltır. Netice dolaşımdaki glikoz hücrelere sokulamaz ve kandaki şeker değeri artar.

Metabolik sendromda (insülin direnci) sık-sık kan şeker düzeylerinde iniş-çıkışları yaşanmaktadır. Bu durumda stres hormonlarından kortizolün salgılanması artmaktadır.

Kortizol yüksekliği tiroid fonksiyonlarını azaltır.

5.Stres

Stres, üretilen tiroid hormonuna karşı hücrelerin cevabını azaltıyor / zorlaştırıyor.
Kronik strese maruziyet vücutta kortizol seviyesini aşırı yükseltir, ayrıca 5’-deiyodinase enziminin işleyişini azaltır. Bu durumda tiroid hormonun aktifleşmesi durur (T4 hormonu T3’e dönüşemez). Tiroit fonksiyonlarının optimal olması için böbrek üstü bezinin sağlıklı olması gerekir, çünkü stres hormonları (adrenalin, kortizol) buradan salgılanır.

6. Doğu Tıbbı’nda tiroid organının işleyişi kalp regülatuar sistemine ve enerjisine bağlıdır. Kalp enerjisi birçok emosyonel travmalardan etkilenmektedir. Doğu Tıbbı anlayışına göre vücuda giren soğuk ve yetersiz sıvı alımı dalak sisteminin regülasyonunu bozmaktadır. Bu durum kan üretimi ve sıvıların nakil/değişim sürecini olumsuz etkilemektedir. Dalak sistemi birçok organın (kalp, akciğer, kalın bağırsak, karaciğer vb.) işleyişinde aktif rol oynamaktadır. Regülasyon mekanizmasında ki aksaklık kalp/tiroit disfonksiyonu ile sonuçlanmaktadır. Özetle bedende öncelikle ’NEM’, sürecin ilerlemesi ile birlikte ‘SICAĞIN’ azalması, vücuttaki yaşamsal gücün/kanın yavaşlamasına ve sıvıların koyulaşarak bir kısım organların beslenmesini olumsuz yönde etkilemesini netice vermektedir.

Hashimoto / Hipotiroidi Bir Tükenmişlik Tablosudur!

Hashimoto tiroiditi otoimmün bir hastalık olduğu için beraberinde aynı alt yapıya sahip hastalıklar da (Tip I DM, çölyak, adrenal yetmezlik, behçet, sistemik lupus, vitiligo vb.) gelişir.

Evet bu bir otoimmün hastalık ve diğer otoimmün hastalıklarla birliktelik kaçınılmazdır. Kimse kendini “Hiçbir problemim yok, sadece Haşimoto hastalığım var” diye rahatlatmasın. Bu süreç devam edecektir, yaşamı koruma adına vücutta bir kısım organların feda edilmesiyle seyreden 1.2.3. adaptasyon evreleri işleyecektir.

Hashimoto uzun süren iltihabi (enflamayonun) sürecin neticesidir. İnsan kendi eli ve isteği ile ürettiği iltihabın içerisinde BATMA yoluna girmektedir.

Kendi bağışıklık sistemimizi yine kendi tiroid hücremize karşı saldırtmayalım!

Dr. Ceyhun NURİ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir