Bilgi ve Demeçler

Son Yazılar

Ağrı Tedavisinde Sirkadyen Ritim Beslenme Modeli

Tüm eklem ve sırt ağrılarının tedavisinde temel olarak sirkadyen ritim dikkate alınmalıdır. Sirkadyen ritim, vücudun güneş ışığına göre idare edilmesi sistemidir. Vücudun en aktif olduğu zaman dilimi güneşin doğuş saati, en pasif olduğu saat ise güneşin batış saatidir.
Sirkadyen ritmin idaresi iki hormon ile gerçekleşir; Melatonin – Kortizon. Bu iki hormonun dengesini bozan İnsülin hormonudur ve bu hormonun bu şekilde devreye girmesi ise beslenme tarzının bozulmasından kaynaklanır. Sirkadyen ritmi sağlamak ve tedavi sürecine yardımcı olmak için tüm beslenme süreci melatonin hormonu devreye girmeden gerçekleşmelidir, yani gün batımından önce.
Sirkadyen Ritim Beslenme Uygulaması İki Farklı Şekilde Yapılabilir :
• 10/14
10 Saat Yemek (Sabah 09:00 – 19:00)
14 Saat Açlık (Akşam 19:00 – 09:00)

• Haftada 1 gün 24 saat KURU ORUÇ
Akşam 20:00 başlangıç – Ertesi gün 20:00 bitiş

Sarı Kantaron – St John’s Wort – Quebec Ulusal Bayramı

Sarı Kantaron – St John’s Wort – Quebec Ulusal Bayramı
Kanada’nın Quebec Eyaletinde 24 haziran günü ”ST. JOHN GÜNÜ” olarak bilinir ve ulusal bayram olarak kutlanır, 1925 yılında Kanada’da ulusal bayram ilan edilmiştir. Dini bir bayram olarak Hz. Yahya Peygamber’le ilişkilendirilmiştir. Fransız halkı tarafından kutsal bir gün olarak kabul edilir. Quebec Eyaleti de çoğunlukla Fransızlardan oluşmaktadır.
Batı toplumlarında sarı kantaron bitkisi adını ve popülaritesini ST. JOHN GÜNÜ’den alır. Binlerce yıl önce, insanlar gerçek St. John’s Wort ya da sarı kantaronun iyileştirici gücünü biliyorlardı. Hem fiziksel, hem de ruhsal hastalıkları tedavi etmek için bir çok hastalıkta kullanıyorlardı. En uzun gün olarak bilinen 24 Haziran’da yaşlı çiftçiler sarı kantaronu toplar, kurutur ve yıl içerisinde kullanırlardı.
Dünyada sarı kantaron olarak bilinen birçok çeşit vardır. Türkiye’de yaygın olarak bilinen türü depresyon , anksiyete ve mide bağırsak şikayetleri üzerinde etkili iken St. John’s Wort olarak bilinen tür ise daha çok yara, romatizmal hastalıklar ve enfeksiyon hastalıklarında etkilidir.
St. John’s Wort, Avrupa, Kuzey Afrika ve Batı Asya’da yaygındır. Yol kenarında, çayırlarda ve kısmen ormanlarda bol miktarda görülmektedir. Haziran sonunda çiçeklerini açar, altın sarısı çiçekleri ile karakterizedir. Çiçekler parmakların arasına ezildiğinde kırmızımsı bir sıvı ortaya çıkar. Böylece gerçekten bir St. John’s Wort olup olmadığı test edilebilir.
Bitkide birçok etkili bileşen bulunmaktadır. Çiçekler bitkinin en etkili parçasıdır. Kullanım için genellikle sapları ve yaprakları birlikte kurutulur. % 2 – 4 oranında flavonoidler ve hiperforin gibi fitokimyasallar içerir. Antioksidan, antienflamatuvar ve antidepresan etkilidir. St. John’s Wort genellikle hafif depresyonda kullanılır. Ayrıca bitkiden esansiyel yağı da çıkarılarak yaralarda kullanılmaktadır.
St John’s Wort’un tedavi mekanizması bilim adamları için hala net değildir. John’s Wort, ruh hali dalgalanmaları ve hafif depresyonda etkili olduğu birçok bilimsel raporda açıkça ispatlanmıştır. Ancak, bitkinin etki mekanizması halen net değildir. Etkisini yaygın kanaate göre, mutluluk ve konsantrasyon hormonu olarak bilinen serotonin ve dopaminin sinaptik boşlukta daha uzun süre kalmasını sağlayarak gösterir. Ayrıca sağlıklı bir uyku ritmi sağlayan melatonin hormonunun dengeli ve düzenli salınımı üzerinde pozitif etkilerinin olduğu da bilinen bir gerçektir.
Nasıl Kullanmalıyız ?
Çeşitli kullanım alanlarında ve farklı şekillerde kullanılmaktadır. Oral ve yüzeyel kullanımı çoğunlukla tercih edilir. Özellikle kronik hastalıklar ve depresyonda etkinliğinin oluşabilmesi için 3 – 6 ay düzenli olarak kullanılmalıdır. Yüzeyel ve derin yaralarda ozonlanmış formları kullanılır.

Hidradenitis Süpürativa

Hidradenitis Süpürativa
Tekrarlayan apseler ile ilerleyen skar dokusu bırakan ter bezlerinin kronik inflamatuvar bir hastalığıdır. Ağrı akıntı ve kötü koku nedeni ile yaşam kalitesini önemli derecede etkiler. Hastalık, sıklıkla koltuk altı, göğüs, kasıklar ve genital bölgeleri tutar. Etiyolojisi tam olarak açıklanamamakla beraber çeşitli hipotezler vardır. Hastalığın tedavisi oldukça zordur ve medikal tedavi sıklıkla kullanılır, cerrahi tedaviler ve (GETAT ) geleneksel tamamlayıcı tıp uygulamaları da farklı tedavi seçenekleridir. Medikal tedavi seçenekleri arasında sistemik ve topikal antibiyotikler, intralezyonel steroid enjeksiyonu, sistemik retinoidler ve hormonal tedavi yer almaktadır. Cerrahi tedavide ise drenajdan radikal eksizyona kadar değişen bir yelpazede tedavi seçeneği vardır. Hastalığın tekrarlaması ile skar dokuları oluşmaktadır. Nemli ve sıcak iklimlerde yaşamak, stresli iş hayatı, çok seyahat ederek çalışma bu hastalığın tekrarlama riskini arttırır.
Getat uygulamaları ve immün sistemi güçlendirici uygulamalarla hastalığı tekrarlama sıklığı ve riskinin azaldığı vaka çalışmalarında gösterilmiştir.
Hidroadenitis süpürativa; hayat konforunu azaltan, kişileri sosyal hayattan soyutlayan, eşler arasında ciddi sorunlara neden olan bir hastalık olması nedeniyle hastalığın tedavisi ile ilgili arayışlar tüm hızı ile devam etmektedir.
Kronik inflamatuvar hastalıkların önemli bir kısmında maalesef tüm imkanlara ve çalışmalara rağmen hasta memnuniyeti açısından kalıcı çözümler sunulamamaktadır.
Hastanın beslenmesinden psikolojik durumuna, fiziksel çalışmalarından iş hayatına kadar hayatı tüm yönleri ile ele alarak tedavi yaklaşımı sergilemek bir çok kronik inflamatuvar hastada kaybolmuş hasta hekim güvenini sağlayacak ve tedavi etkinlik oranını arttıracaktır.
Bütüncül tedavi yöntemleri ile Hidroadenitis Süpürativa hastalarına yardımcı olmak mümkündür.

Glutatyon Hakkında Bilinmesi Gereken 10 Muhteşem Özellik

Glutatyon Hakkında Bilinmesi Gereken 10 Muhteşem Özellik
Glutatyon, vucudumuzun bilinen en güçlü antioksidanıdır. Glutamik asit-glisin-sisteinden oluşan üçlü aminoasit yapısına sahiptir.
Diğer anti oksidanlardan farklı olarak karaciğerde sentezlenebilmektedir ve vücutta depo edilebilmektedir. Tüm hücrelerimizde yüksek oranda bulunmaktadır. Kronik hastalıklarda hücrelerin savunmasında, toksik maddelerin eliminasyonunda önemli rol oynar. Anti-aging etkili ve kanserli hücrelerle mücadelede önemli aktörlerdendir. Son yıllarda farklı amaçlar için kullanılmaktadır. Afrika ülkerinde IV formu yaygın olarak cilt beyazlatma amaçlı olarak kullanıma girmiştir.Ülkemizde bu formları kulanılmamaktadır.
Dört mevsim glutatyon içeriği yüksek gıdalara ulaşmak mümkündür. Doğal halleri ile glutatyona ulaşmak karaciğerin anti oksidan kapasitesini arttırmaktadır. Mevsimine göre tüketilecek gıdalar ve her mevsimde tüketilecek gıdalar antioksidan kapasiteye destek sağlayarak karaciğer yağlanması, metabolik sendrom ve kronik yorgunluk sendromlarından iyi hali sağlamak mümkün olabilmektedir.
Mevsimine Göre Glutatyondan Zengin Gıdalar
Portakal – Limon – Greyfurt
Havuç – Lahana – Marul
Zencefil – Zerdeçal – Adaçayı
Ispanak – Karnabahar – Brokoli
Ceviz – Zeytin Yağı – Yaban Mersini
Kavun – Elma
Avakado – Kırmızı Pancar
Sarımsak

Glutatyonun İnanılmaz Faydaları
1. DNA’nın üretilmesi ve hasarlı DNA’ların onarılmasına yardımcı olur.
2. Proteinlerin ve hücrelerin yapı taşlarıdır.
3. Bağışıklık fonksiyonunu destekler
4. Sperm hücreleri oluşturur
5. Serbest radikalleri parçalar
6. Belirli enzimlerin işlevine yardımcı olur.
7. C ve E vitaminlerinin yenilenmesi
8. Civanın beyinden eliminasyonu
9. Karaciğer ve safra kesesinin yağlarla mücadele etmesine yardımcı olur.
10. Düzenli hücre ölümüne (apoptoz )yardımcı olur.

Kronik İnflamasyon

Kronik İnflamasyon

İltihabın uzun süreli ve düşük düzeyde olmasına kronik inflamasyon denir. İnflamasyonun sağlıklı bireylerde dengede olması gerekir. Kronik sürece evrilmiş inflamasyon sonucunda diyabet, infertilite, hormonal dengesizlik, obezite, kilo kaybı, hipertansiyon, kanser, alzheimer, otoimmün hastalıklar, romatizmal hastalıklar ve kalp hastalıkları riski artmaktadır.
Kronik İnflamasyon İle Mücadele Etmenin Yolu Ecza Dolabından Değil, Buzdolabından Geçer.
Kronik inflamasyona neden olan durumlar:
– Rafine şeker içeren yiyecek ve içecekler, rafine ve işlenmiş gıdalar, doymuş yağlar – Sedanter (hareketsiz) yaşam şekli
– Yaşlılık
– Stres, depresyon, uykusuzluk, aşırı güneş, elektromanyetik kirlilik (cep telefonu, bilgisayar vb.)
– Virüs, bakteri, küf, maya ve parazitlere bağlı kronik enfeksiyonlar (brucella, hepatitler, ayak mantarları, tbc vb.)
– Diş çürükleri ve hijyen sorunları, uyumsuz diş protezleri.
– Obezite
– Travmalar sonrasında oluşan kronik enfeksiyonlar (osteomiyelit).

İinflamasyon, hazır ambalajlı ürünlerin tüketimi arttıkça ve doğal beslenme sürecinden uzaklaştıkça artar.

Anti-inflamatuar Diyetler :
• Deniz Somonu
• Konserve Ton Balığı
• Soğan
• Sarımsak
• Zencefil Taze
• Zerdeçal Toz
• Havuç
• Sızma Zeytin Yağı
• Pırasa
• Brokoli
• Ceviz Badem Kavrulmamış
• Yeşil Yapraklı Bitkiler
• Domates
Anti-inflamatuvar Diyet Programları İle Atakları Kontrol Edilebilecek Hastalıklar
• Romatoid Artrit
• Sedef Hastalığı
• Astım
• Eozinofilik Özofajit
• Crohn Hastalığı
• Kolit
• Enflamatuar Bağırsak Hastalığı
• Şeker Hastalığı
• Şişmanlık
• Metabolik Sendrom
• Kalp Hastalığı
• Lupus
• Hashimoto Hastalığı

Ek olarak kolorektal kanser de dahil olmak üzere bazı kanserlerin riskini azaltmaya yardımcı olabilir .
www.drceyhunnuri.com

Romatizmal Hastalıklar ve Kalp Krizi Riski

Romatizmal Hastalıklar ve Kalp Krizi Riski

Romatizmal hastalıklarda kronik inflamasyon, damarlarda oluşan hasar ve yeniden onarım süreçleri nedeni ile damar tıkanıklığı ve kalp krizi riski oluşturur.
Kronik inflamasyonla beraber eşlik eden faktörler kriz riskini arttırır.

Bu faktörler;
• Hastalığın aktif olması ve sıklıkla ataklar geçirmesi
• Hipertansiyon
• Yüksek lipid profiline sahip olma
• Sigara
• Sürekli olarak NSAİİ (Non Steroidal Antienflamatuar İlaçlar) kullanılması

Hastalık aktivitesinin sıklığının azaltılması, hastalığın remisyon sürecine girmesine yönelik yapılan tedaviler kalp krizi riskini azaltacaktır.

Ankilozan Spondilit Hakkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/ankilozan-spondilit-tedavisi/

Romatoid Artrit Hakkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/iltihapli-eklem-romatizmasi-tedavisi/

Orucun Detoks Etkisi

Orucun Detoks Etkisi

Ramazan Ayı’nın 3. haftasından itibaren lipid (yağ) metabolizmasında hareketlenme başlar. Tıpkı karların erimesi sonrası ortaya çıkan çer-çöp gibi adipoz (yağ) dokunun erimesi ile birlikte, birikmiş bu toksik maddeler idrar, ter, solunum yolu ile atılmaya çalışılır. Bu dönemde kokulu terleme, ağız kokusu, kaşıntı, saçlarda döküntü ve nefesin kokması normaldir. Toksik maddelerin atılımını kolaylaştırmak için iftar sonrası su tüketimini ve terlemeyi artırarak detoksifikasyonu hızlandıran davranışların devamlılığı önem arz etmektedir. Bu metabolik sürecin sağlıklı bir şekilde tamamlanabilmesi için ise iftar ve sahurda yediklerimizi iyice azaltmalıyız. (Ramazan Ayı’nın son 10 gününün önemine yapılan vurguları unutmamamız gerekir.) Mümkünse sahurda sadece su, iftarda ise sadece sebze yemekleri ve ev yapımı yoğurt tüketilmelidir.
Oruçla geçirilen bu ayın son 10 gününü “ Vücutta Derin Temizlik” olarak tanımlayabiliriz. Detoksifikasyonu hızlandırmak amaçlı olarak, hazırlaması kolay çaylardan iftar ve sahurda bir bardak tüketilmesi karaciğer ve böbreğin işlevini kolaylaştıracaktır.
Çay Önerimiz;

SAHUR:
Böbrek Fonksiyonlarını Desteklemek İçin
– Zencefil
– Nane
– Rezene
– Karahindiba Kökü ile
Hazırlanan çay, sahurda bir bardak içilmeli.

İFTAR:
Enerji ve Canlılığı Artırmak İçin
– Biberiye
– Isırgan
– Zencefil ile
Hazırlanan çay, iftardan sonra içilebilir.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Romatizmal Hastalıklar – Sistemik Lupus (SLE)

Enfeksiyon Hastalıkları ve Romatizmal Hastalıklar – Sistemik Lupus (SLE)
Enfeksiyon Hastalıkları AKUT ve KRONİK olarak ikiye ayılır. hayatı tehdit edecek düzeyde enfeksiyonlar viral veya bakteriyel enfeksiyonlardır. Oluşan şikayetler halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı, ateş, terleme ve iştahsızlık şeklinde sıralanabilir. Laboratuvar değerlerinde CRP ve Sedim yüksekliği görülür. Bu şikayetlerle gelen hastalarda çoğunlukla enfeksiyon düşünülerek antibiyotik tedavisi verilmektedir. Yaygın görülen bakteriyel enfeksiyonlarda tedaviye yanıt 5 – 21 günde olabilmektedir. Daha nadir görülen tüberküloz, brucella, salmonella enfeksiyonlarının tedavileri özel olduğu gibi, tedavi süresi de daha uzundur. Viral enfeksiyonlarda da en sık kaşılaştığımız soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyona neden olan etkenler daha gürültülü seyreder ve yaklaşık 3 – 21 günde ancak iyileşebilir. Kronik viral enfeksiyonlar ise hepatit B, C, HIV (Aids) en sık görülen hastalıklardır.
Hastalıkların takibinde ateş, terleme, iştahsızlık, yorgunluk gibi şikayetler hekimlerin aklına ilk olarak bulaşıcı bakteriyel veya viral enfeksiyonları getirmekte ve hemen oral veya IV antibiyotik tedavisi başlanır. Takipte hastaların önemli bir kısmı iyileşir. İyileşmeyen, şikayetleri devam eden CRP ve Sedim değerlerinde gerileme olmayan hastalarda, kronikleşen enfeksiyon tablosu gibi enflamasyonda süregen seyir oluşturarak romatizmal hastalıklara zemin hazırlayabileceği unutulmamalıdır. Bu tarz hastalar büyük şehirlerde uygun tedavi ve tanıya ulaşana kadar ciddi zaman kaybına uğramaktadır. Bu zaman kaybı maddi ve manevi olarak hastaları yıpratır. Ruhsal olarak hastalarda çökmeler olur ve hastalığın kliniği şiddetlenir.
Sistemik Lupus (SLE) ve Ailesel Akdeniz Ateşi, Romatizmal hastalıklar içerisinde enfeksiyonlar ve kanserle karıştırılır. Tekrarlayan şekilde gereksiz olarak antibiyotik tedavilerine maruz kalmakta ve tanıları gecikmektedir. Her defasında farklı hekimlere ve hastanelere gidildiğinden önemli durumlar göz ardı edilerek tekrar tekrar antibiyotik tedavisi verilir.
Tekrarlayan ateş, terleme atakları, karın ağrısı, kilo kaybı gibi durumlarda enfeksiyonlar ekarte (dışlanma) edildikten sonra Romatizmal hastalıklar akla gelmelidir. Tekrarlayan tedavi ile düzelmeyen akciğer hastalıklıkları, anlamsız gögüs ağrıları ve ateş Lupus hastalığının sinsi başlangıcı olabilir. Sistemik Lupus (SLE) denilince yüzde kelebek görüntüsü ve böbrek tutulumu akla gelir ancak daha sık olan akciğerde plevral tutulum, kalpte perikard tutulumu, sinsi ateş ve ağrılar yapabileceği göz ardı edilmektedir. Bu tarz şikayetlerde hastaların bilinç düzeyi arttırılmalıdır.
Özetle; tekrarlayan ateş terleme iştahsizlik kilo kaybı anlamsız şikayetli olan hastalarda Sistemik Lupus (SLE) Ailesel Akdeniz Ateşi ve maligniteler unutulmamalıdır.

www.drceyhunnuri.com

Ankilozan Spondilit – İşitme Kaybı

Ankilozan Spondilit – İşitme Kaybı

Ankilozan Spondilit (AS), omurgadaki eklemleri etkileyen inflamatuar bir durumdur. Spondilit basitçe omurganın iltihaplanması anlamına gelir. Vücudun iltihaplanma reaksiyonunun bir parçası olarak, ligamentlerin omurgayı oluşturan kemiklere (omurlar) bağlandığı yerde kalsifikasyon gelişir. Bu sırtınızın esnekliğini azaltır ve omurganın kenarlarında kemik çıkıntılar oluşur. Sonunda omurganın bireysel kemikleri birbirine bağlanabilir. Buna ankiloz denir ve x-ışınlarında görülebilir.

Ankilozan Spondilit hastalığında en sık kalça eklemi, omurgalar ve topuk bölgesindeki ligamanlarda inflamasyon gelişir. Nadir de olsa iç kulaktaki ligamanların tutulumuna bağlı olarak işitme kayıpları kulakta çınlamalar görülebilir. AS hastalarında düşük frekanslarda işitme kayıpları sıklıkla görülür. Çoğunlukla ileti tipi kayıplar görülür.

Romatizmal hastalar değerlendirilirken hastalığın sistemik bir hastalık olduğu unutulur ve en sık görülen bulgular üzerinde teşhise gidilir. İşitme kayıpları bu hastalıktan bağımsız olduğu düşüncesi ile farklı bir hastalık olarak değerIendirilir. İşitme kaybı gibi koku duyusunda azalma, el eklemlerinde dirseklerde tutulum görülebilir.

Başta Ankilozan Spondilit, Romatoid Artrit ve diğer romatizmal hastalıklara yaklaşım multidisipliner olmadığı durumlarda tedavi şansımız azalır.

Ankilozan Spondilit Hakkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/ankilozan-spondilit-tedavisi/