Bilgi ve Demeçler

Son Yazılar

Ankilozan Spondilit – İşitme Kaybı

Ankilozan Spondilit – İşitme Kaybı

Ankilozan Spondilit (AS), omurgadaki eklemleri etkileyen inflamatuar bir durumdur. Spondilit basitçe omurganın iltihaplanması anlamına gelir. Vücudun iltihaplanma reaksiyonunun bir parçası olarak, ligamentlerin omurgayı oluşturan kemiklere (omurlar) bağlandığı yerde kalsifikasyon gelişir. Bu sırtınızın esnekliğini azaltır ve omurganın kenarlarında kemik çıkıntılar oluşur. Sonunda omurganın bireysel kemikleri birbirine bağlanabilir. Buna ankiloz denir ve x-ışınlarında görülebilir.

Ankilozan Spondilit hastalığında en sık kalça eklemi, omurgalar ve topuk bölgesindeki ligamanlarda inflamasyon gelişir. Nadir de olsa iç kulaktaki ligamanların tutulumuna bağlı olarak işitme kayıpları kulakta çınlamalar görülebilir. AS hastalarında düşük frekanslarda işitme kayıpları sıklıkla görülür. Çoğunlukla ileti tipi kayıplar görülür.

Romatizmal hastalar değerlendirilirken hastalığın sistemik bir hastalık olduğu unutulur ve en sık görülen bulgular üzerinde teşhise gidilir. İşitme kayıpları bu hastalıktan bağımsız olduğu düşüncesi ile farklı bir hastalık olarak değerIendirilir. İşitme kaybı gibi koku duyusunda azalma, el eklemlerinde dirseklerde tutulum görülebilir.

Başta Ankilozan Spondilit, Romatoid Artrit ve diğer romatizmal hastalıklara yaklaşım multidisipliner olmadığı durumlarda tedavi şansımız azalır.

Ankilozan Spondilit Hakkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/ankilozan-spondilit-tedavisi/

 

Romatoid Artrit Ankilozan Spondilit Riski Taşıyan Şikayetler

Romatoid Artrit Ankilozan Spondilit Riski Taşıyan Şikayetler

  • Halsizlik Yorgunluk
  • Eklemlerde Anlamsız Şikâyetler
  • Nedeni Bilinmeyen Ateş, Terleme
  • Uyku Bozukluğu
  • Sabah Tutukluğu
  • Anlamsız CRP, Sedim Yüksekliği
  • Sabah Tutukluğu
  • Sırt Ağrıları
  • Kalça Ekleminde ve Belde Ağrılar
  • Tekrarlayan Karın Ağrısı Atakları
  • Kronik Anlamsız Demir Eksikliği Anemisi

Romatizmal hastalıklar buz dağının görünen yüzüdür. Hastalık ortaya çıkana kadar uzun yıllar gerekir. Yukarıda saydığımız şikayetler ortaya çıktığında yapılan tetkiklerde bulguya rastlanmadığında sorun yok denilerek hastalar gönderilmektedir. Ancak bu şikayetlerimiz romatizmal hastalıkların habercisi olabilir.

Erken teşhis, hastalık ortaya çıkmadan şüpheli bulgular ortaya çıktığında laboratuvar değerleri normal bile olsa hastayı tedavi ettiğimizde anlamlı olacaktır. Hastalık ortaya çıkana kadar beklemek tedavisi zor süreçlere girmemize neden olabilir. Romatizmal hastalıklarda tedavi ne kadar erken başlarsa kalıcı kusur riski bir o kadar azalacaktır.

‘’Erken teşhis – tedavi, kalıcı kusurları önler …‘’

Ankilozan Spondilit Hakkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/ankilozan-spondilit-tedavisi/

Romatoid Artrit Hakkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/iltihapli-eklem-romatizmasi-tedavisi/

Homosistein – B12 Eksikliği – Bağırsak Emiliminde Bozulma – Enflamatuar Hastalıklar

 

Homosistein – B12 Eksikliği – Bağırsak Emiliminde Bozulma – Enflamatuar Hastalıklar

Homosistein kandaki bir kimyasaldır. Besin ve vücudumuzdaki proteinlerin yapı taşı olan metioninin, idrarla atılması için doğal olarak parçalandığında homosistein ve ondanda idrarla atılım ürünü sistein oluşur. Bu parçalama işlemi sırasında homosistein vücudumuz tarafından diğer proteinlerin yapımında yeniden kullanılmak üzere geri dönüştürülebilir. Bu geri dönüşüm için B12, B6 vitaminlerine ve Folatlara ihtiyacımız var. Bir insanda B12, B6 Vitamini veya Folat da eksikse, homosistein verimli bir şekilde geri dönüştürülemez ve bu nedenle kanda birikir. Ayrıca, geri dönüşümün en verimli olması için, metilentetetrahidrofolat redüktaz (MTHFR) enzimine ihtiyaç vardır. MTHFR enzimini yapan gendeki kalıtsal mutasyonlar, optimal olarak aktif olmayan bir enzime yol açabilir ve sonuçta homosistein seviyelerinin yükselmesine neden olabilir. Hafif ve orta dereceli homosistein yükselmeleri yaygındır, son derece yüksek homosistein yükselmeleri ise nadirdir.

Kalıtsal durum dışında B12, B6, Folik Asit eksikliklerinde de homosistein kanda birikerek istenmeyen sonuçlara neden olabilir. Homosistein atışı arteriyel tromboz riskini arttırır. Kan kimyasının değişmesi inme, pulmoner emboli, derin ven tromboz, kalp krizi, nedeni belli olmayan infetilite ve gebelik komplikasyonları gibi birçok hastalığa kapı aralamaktadır. Normalin üstünde seyreden homosistein anlamsız bacak ağrıları, huzursuz bacak sendromları, anlamsız sırt ağrıları, görme kalitesinde bozulma ve uyku kalitesinde bozulmaya neden olabilir. Bu şikayetlerin uzun sürmesi bazı hastalarda ruhsal bozukluklara neden olabilir. Genetik kaynaklı olmayan homositein düzeyindeki yüksekliklerin en sık nedeni B12, B6 ve Folik Asit eksiklikleridir. B12 eksikliği çağımızda özellikle bağırsak düzeyinde meydana gelen bozukluklar nedeni ile gıda ile yeterli düzeyde alınmasına rağmen kana efektif oranda yansımamaktadır. Kan B12 düzeyi her ne sebeple olursa olsun 500 pg /dl değerinin altında olmamalıdır. Bu değer cinsiyet farkı gözetmeden 70 yaş üzerinde ise 700 pg /dl ve üzerine olmalıdır. Takiplerde 1000 pg /dl üzerindeki değerlerde ise takviyelere ara verilmesinde fayda vardır.

Bağırsak düzeyindeki bozulmaların en sık nedeni inflamasyondur. İnflamasyon B12 vitaminin bağırsaktan emilememesine neden olur. Kronik durumda B12 eksikliği homosistein üzerinden inflamasyon artışına neden olmakta, inflamasyonun süregen hal alması ile birlikte bağırsak yüzeyinde dejeneratif değişiklikler oluşmakta ve B12 emilimi engellenmektedir. Yeterli düzeyde beslenmeye rağmen B12 düzeyinde anlamlı artış sağlanamıyorsa bağırsak yüzeyindeki inflamasyon göz ardı edilmemelidir.

GEREK DAMAR YAPISINDAKİ ATEROSKLEROTİK DEĞİŞİKLİKLERİN ARTMASI GEREK BAĞIRSAK YÜZEYİNDEKİ ENFLAMATUAR PROÇESLERİN TIRMANMASI METABOLİZMANIN ÖNEMLİ SACAYAKLARI OLAN DOLAŞIM, EMİLİM, ELİMİNASYON MEKANİZMALARININ BOZULMASINI KAÇINILMAZ KILMAKTADIR. BUGÜN HALA ETKİ – TEPKİ BOYUTLARI ÜZERİNDE YETERİNCE DURULMAYAN HOMOSİSTEİN, B12 VİT, FOLAT, D VİT. GİBİ ELEMENT, MEDİATÖR GÖZ ARDI EDİLDİĞİNDE BİRÇOK DOLAŞIM BOZUKLUĞU, ENFLAMATUAR ZEMİNE OTURAN ANKİLOZAN SPONDİLİT, ROMATOİD ARTRİT GİBİ HASTALIKLARA ALT YAPI HAZIRLAMAKTADIR.

Öneriler:

  • Kan B12 düzeyi 500 pg /dl üzerinde olmalı
  • Kanda doğal yollarla B12 desteği sağlanmalı, buna rağmen optimal düzeylere gelinemiyorsa bağırsak yüzeyindeki inflamasyon düşünülmeli.
  • Bağırsak yüzeyindeki inflamasyon özel karaciğer ve mide bağırsak diyet programları ile azaltılmaya çalışılmalı
  • B12 doğal yollarla yükseltilmesi öncelikle hedeflenmeli, aksi durumda mide bağırsak yüzey onarım işlemi tamamlanana kadar mutlaka oral destek tedavileri alınmalıdır.
  • Homosistein artışının ve dolaylı olarak B12 eksikliğinin neden olduğu hastalıklar unutulmamalı.

 

www.drceyhunnuri.com

 

 

Akılcı Ramazan Orucu Davranışları

Akılcı Ramazan Orucu Davranışları

Romatizmal hastalıklarda uzun dönem açlıklar anti inflamatuvar etkiye sahiptir. Açlığın anti inflamatuar etkinliği diyabet, obezite, koroner arter hastalığının temelindeki inflamasyonu da azalttığı çalışmalarda gösterilmiştir. Bu nedenle uzun dönemli açlıklar tedavi edici etkiye sahiptir. İlk 3 – 5 gün huzursuzluk, baş ağrısı, halsizlik ve sinirlilik gibi yan etkileri olsa da sonrasında fizyoloji durum açlığa adapte olacaktır. Kronik hastalığı olanlar Ramazan orucunun hastalığı kötüleştireceği inancına sahiptirler. Aksine bazı istisnai durumlar dışında açık tedavi edici etkiye sahiptir. Uzakdoğu  kültüründe Ramazan orucundan farklı olarak tedavi amaçlı açlık seansları düzenlenmektedir. Ramazan Ayı, mide bağırsak sistemi ve karaciğer açısından dinlenme – kendini onarma ayıdır. Toksik maddelerden arınma ve organların yenilenme ayıdır.

Bu ayı her birey temizlenme arınma ve organlarımızın regenerasyon ayı olarak bilmeli, sahur ve iftarlarını da ona göre düzenlemelidir. Bu ayda sıvı tüketimine önem verilmeli ve tuz kayıpları göz önünde bulundurularak takviyesi ihmal edilmemelidir. Romatoid Artrit, Ankilozan Spondilit ve toplumumuzun en yaygın hastalığı olan Tip 2 diyabetli hastaları iftar sonrası beslenmelerini kontrol etmeli, tedavi ayını hastalık ve sıkıntı ayına çevirmemelidirler. Az yemeli çeşit sayısını en aza indirmeli ve ekmek tüketimi azaltılması gerektiği gibi, doğru tahıl grubu seçimi de yapılmalıdır. Su tüketimini 6 saate yayarak kilo x 30 cc tüketmelidirler. Çay kahve kola soda tüketilmemelidir. Yemek sonrası 1-2 saatlik zaman diliminde uyku istenmediği gibi aşırı fiziksel aktiviteden de kaçınılmalıdır. Bu durum gecenin ve ertesi günün daha sağlıklı ve zinde olmasını sağlayacaktır.

Çay Yerine Önerimiz;

Anti inflamatuar ve gerginliği azaltıcı etkiye sahip bitki çayı tüketilmelidir.

– Oğul Otu Yaprağı (Melisa )

– Portakal Çiçeği

– Kuşburnu

– Şerbetçi Otu

– Lavanta

– Papatya

– Nane’den oluşan karışım çayı tüketilebilir.

 

30 gün boyunca aynı bitkilerden oluşan karışım tüketmek yerine;

İlk 15 gün            : Melisa – Portakal Çiçeği – Kuşburnu – Nane Karışım Çayı.

Son 15 gün         : Şerbetçi Otu – Lavanta – Papatya – Nane Karışım Çayı.

 

Ramazan Ayı’nın sağlık ve tedavi ayı olmasını istiyorsak iftar ve sahur beslenmelerimizi en asgari düzeyde tutmalı ve organların kendilerini tedavi etme ve yenilemesine fırsat vermeliyiz.

 

 

 

 

Ghrelin – Açlık Hormonu / Oruç Üzerine Etkisi

Ghrelin – Açlık Hormonu / Oruç Üzerine Etkisi

Ghrelin, büyüme hormon reseptörünü (GHS-R) aktive eden çok yönlü bir bağırsak hormonudur.

Obezite ve büyüme hormonu salınımı üzerindeki uyarıcı etkiye sahiptir. “Açlık hormonu” olarak da bilinmektedir. Literatürler, ghrelinin işlevlerinin bir oreksijenik (iştah artırıcı) sinyal olarak rolünün ötesine geçtiğini göstermektedir. İnsülin sekresyonunun inhibisyonu ( bastırılması )  ve hepatik glukoz salınımının düzenlenmesi yoluyla glukoz homeostazisini düzenler. Ghrelin sinyali, enerji harcamasını azaltmak için termojenezi (ısı üretimi) azaltarak enerji homeostazisini düzenler. Ayrıca miyokardda (kalp kası) kardiyo – koruyucu etkilere ve kasta anti-atrofik etkilere sahiptir. Kemik oluşumunda / metabolizmasında rol oynar.Ghrelin hormonu sürekli yeme alışkanlığı nedeni ile bağırsaklardan salınımı azalmaktadır. İnsülinin kontrolsüz salınımını engelleyerek karaciğerde glukoz regülasyonunu sağlayan önemli hormanlarımızdan biridir.

Obezite, diyabet, kalp hastalıkları ve hatta kanserlerden korunmak için GHRELİN ve LEPTİN hormonlarının fizyolojik sınırlarda salınmasına yardımcı olmalıyız.

Ramazan ayında 16 saati bulan açlıklar nedeni ile GHRELİN ve LEPTİN kan düzeyi değişmeden salınımı düzenleneceğinden, bu ayı fırsat bilerek yeme alışkanlığımızdaki yanlışlıklarımızı düzenleyerek daha sağlıklı bireyler olabiliriz.

Ramazan’da Beslenme Önerileri:

  • Tek çeşit tercih edilmeli
  • Mümkünse sulu yemekler tüketilmeli
  • Kuru yemekleri yanına mutlaka sebze veya ayran çorbası tüketilmeli
  • Yemeğe başlamadan evvel su hurma veya kuru meyveler veya mevsim meyveleri tüketildikten sonra 10 – 15 dk ara verilmeli
  • Aradan sonra yemeğe oturulmalı, tek çeşit yemek ve yanına isteğinize göre yoğurt, cacık, salata, turşu, şalgam suyu, meyan kökü suyu tüketilebilir
  • İftarla beraber su tüketimi bir anda yapılmamalı, sahura kadar yayılmalı ve 2 – 4 lt (kilo*35-40 cc ) mümkünse tüketilmeli
  • Sahurda kesinlikle glisemik indeksi yüksek gıdalar tüketilmemeli
  • Susamamak için, sahurda bol su içilmemeli en fazla iki su bardağı limonlu su tüketilmeli
  • İftardan sonra yemeğin üzerine uyunmamalı
  • Bol miktarda su ve ayran tüketilmeli
  • İftar sonrasında çay yemekten 1,5 – 2 saat sonra, açık ve limonlu olarak tüketilmeli
  • Son olarak ekmek kesinlikle doğal un ve doğal mayalardan yapılanları tüketilmeli ve miktarı da az olmalı

www.drceyhunnuri.com

Romatizmal Hastalıklar / A Vitamini Eksikliği

Romatizmal Hastalıklar / A Vitamini Eksikliği
 
Romatizmal hastalıkların önemli bir bölümüne bağırsak sorunları eşlik etmektedir. Kronik ishal sorunları, demir, mineral, eser element ve vitamin eksiklikleri, şişkinlikler, hazımsızlık sorunları gibi semptomatik şikayetler olabileceği gibi, crohn, ülseratif kolit , ileit, akut apandisit, peritonit gibi karın bölgesinin inflamatuar problemleri de olabilir.
 
Mide bağırsak sistemi immun sistemin en güçlü olduğu sistemler bütünüdür. Humoral, hücresel ve doğal bağışıklık tüm gastro intestinal sistemde mukozal yüzeyden başlayarak periton ve lenf sistemine kadar yaygın bir ağa sahiptir. Ağız yolu ile her türlü tehlike gerek bakteri, virüs, parazit ve mantarlar gerekse toksik maddelerle ilk ve en sık maruziyet mikro düzeyde gerçekleştiğinden savunma sisteminin güçlü olması da olağandır. Romatizmal hastalıkların başlangıcı aslında bağırsak yüzeyinde başlıyor denilebilir. Bağırsak yüzeyinde yabancı maddelere karşı gösterilen reaksiyonlar uzun dönemde bağırsağın iç yüzeyinde yapısal bozulmalara neden olmaktadır. Bağırsak geçirgenliğinde bozulma, bağırsak tüm katlarında inflamasyon ve mukozal yaralanmalar, romatizmal hastalıkların kliniğinde ciddi sorunlara neden olmaktadır. Demir eksikliği, B12 eksikliği, D vitamin eksikliği en sık karşılaşılan sorunlardır.
 
A vitamin eksikliği de laboratuvar ölçeğinde olmadığından fark edilmeyen önemli bir sorundur. A Vitamin eksikliğinde romatizmal hastalıktan bağımsız olarak mukozal yüzeylerde hasara neden olur, organizma enfeksiyonlara açık hale gelir. Mukozal bariyerin oluşturduğu doğal bağışıklık ve nötrofillerin, makrofajların ve doğal öldürücü hücrelerin işlevini azaltması sonucu, doğuştan gelen bağışıklık sistemi bozulur. A vitamini ayrıca adaptif bağışıklık için gereklidir ve yardımcı T (Th) hücrelerinin ve B hücrelerinin gelişiminde rol oynar. Özellikle, A vitamini eksikliği, Th2 aracılı bağışıklığın bazı yönleri de azaldığı halde, Th2 hücrelerinin yönlendirdiği antikor aracılı tepkileri azaltır. İmmun sistem dışında A vitamini eksikliğinde cilt ve gözde kuruma, tat kaybı, çocuklarda büyüme geriliği, gece körlüğü, görmede bulanıklaşma da görülebilir.
 
A Vitamini İçerin Gıdalar:
Gündelik kullanımımızda olan yüzlerce üründe bulunur. İçeriği en çok ürünleri sıralarsak;
Yenilebilir Sakatat, Dana Karaciğer, Ebegümeci, Maydanoz, Kaymak, Tereyağı (Süt Yağı ≥ % 60), Dereotu, Ispanak, Isırgan, Havuç (Turuncu ), Nane vb.
 
A vitamini her ne kadar laburatuvar olarak ölçülmese de ve genel olarak eksikliği ile ilgili bilgi sahibi değilsek de, romatizmal hastaların ve hekimlerin bu vitamini göz ardı etmemeleri gerekir. Romatizmal hastalarda bağırsak yüzeyindeki inflamasyonu azaltmak için bağırsak yapısı nedeni ile bu gıdaları çokça tüketmeleri otoimunite ve hastalığın kliniği açısından önemlidir.
 
www.drceyhunnuri.com

Romatoid Artrit (RA) / Propriosepsiyon (Kişinin Kendini Algılama Yeteneği)

Romatoid Artrit (RA) / Propriosepsiyon (Kişinin Kendini Algılama Yeteneği)
 
Romatoid Artrit (RA), başta sinovyal eklem ve periartiküler yapılar olmak üzere vücuttaki birçok doku ve organı etkileyen sistemik, otoimmun ve inflamatuar bir hastalıktır. RA’nın en belirgin özelliği el ve ayak gibi küçük eklemler başta olmak üzere birçok eklemde hassasiyet ve simetrik tutuluma neden olmasıdır.
 
Propriosepsiyon, Latince “proprius” (kendine ait olma) ve “ception” (algılama) kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır ve kişinin kendini algılama yeteneği anlamına gelmektedir. Propriosepsiyona katkıda bulunan mekanoreseptörler proprioseptörler olarak adlandırılır ve bunlar kas, tendon, eklem, fasya ve derideki reseptörlerde bulunmaktadır.
 
Yaşlanma ile birlikte meissner ve pacini cisimlerinin birim alandaki yoğunluğunun azalması, derideki reseptörlerde meydana gelen değişiklikler ve eklem mekanoreseptörlerindeki azalma sonucunda propriosepsiyon duyusu azalmaktadır. Yapılan çalışmaların sonuçlarına göre bu duyunun RA hastalarında da azaldığı görülmektedir. Bu azalmanın muhtemel sebebi RA hastalarında eklemlerdeki ligament, kapsül ve kemik yapılarının yaygın tutulumuna bağlı olarak proprioseptörlerin etkilenmesidir. Dolayısıyla hastalık süresi arttıkça kayıp oranı da artacaktır.
 
RA hastalarının yaşı ve hastalık süresi göz önünde bulundurularak özellikle günlük işlerde önemli rol oynayan el-el bileği eklem propriosepsiyon duyusunun geliştirilmesine yönelik egzersiz programları tedavisine mutlaka eklenmelidir.
 
Romatoid Artrit Hakkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/iltihapli-eklem-romatizmasi-tedavisi/

İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları (İBH)

İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları (İBH)

İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları (İBH) genetik zeminde gelişen idiopatik (sebebi bilinmeyen), kronik seyirli, aktivasyon ve remisyon(gerileme) dönemleriyle karakterize bir hastalıktır. İnflamatuar bağırsak hastalığının seyri ve tedaviye verdiği yanıt hastalığın tutulum yeri kadar inflamasyon düzeyiyle de ilişkili olarak değişkenlik göstermektedir. Bu nedenle tedaviyi düzenlemek adına hastalık aktivasyonunu değerlendirmek için çeşitli klinik ve laboratuvar belirteçler kullanılır. Pratikte laboratuvar belirteç olarak en çok C reaktif protein (CRP) ve eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) bilinse de, yapılan çalışmalar göstermiştir ki eritrosit dağılım hacmi (RDW), trombosit sayısı ve ortalama trombosit hacmi (MPV) de İBH bireylerde anlamlı farklılıklar göstermektedir. Hastalığın aktivasyon dönemlerinde RDW ve trombosit düzeyleri yüksekken, MPV düzeylerinde ise azalma meydana gelmektedir.

İnflamasyonla karakterize bu hastalıklarda basit bir hemogram testi ile hastalığın aktivasyon durumu hakkında bilgi sahibi olmak mümkündür. Bu durum bize tedaviye yanıtı öngörmede yardımcı olacaktır.

 

www.drceyhunnuri.com

 

Niasin Kolesterolü Düşürür

Niasin Kolesterolü Düşürür

 

Niasin (B3 vitamini – Nikotinik Asit), suda eriyen ısıya ışığa ve asidik ortama dayanıklı vitamindir.

Kolesterol düşürücü olarak da bilinen niasin, gıdalarda en fazla doğal mayalanmış tahıl ürünlerinde bulunmaktadır.

  • Deniz ürünlerinden palamut ve zarganada ,
  • Kanatlı hayvanlardan hindide ,
  • Küçükbaş hayvanların sakatat ürünlerinde bol miktarda bulunmaktadır.

 

Niasin, vücut için gerekli olan enzimlerin aktifleşmesi için gerekli olan koenzimlerden nikotinamid adenin dinükleotid (NAD) ve nikotinamid adenin dinükleotid fosfat (NADP) temel formlarıdır.

Eksikliğinde pellegra hastalığı ve 3 D hastalığı (dermatit, diare, demans) görülür.

Tahıllardan emilim iyi değildir. Mayalanmış ürünlerden emilim diğer tahıl formlarından daha iyidir. Toplum olarak en sık alım yolu ekmek ve türevleri olduğundan, bu formların doğal mayalanmış şekilleri tercih edilmelidir. Cilt bulguları olmadan anlamsız halsizlik ve yorgunluğun sebebi bu olabilir.

Öneriler:

  • Mayalanmış tahıl ürünüler (mayalı (ekşi maya) ekmek, boza vb.)

tercih edilmeli.

  • Balık ürünleri tercih edilecekse palamut, zargana, hamsi.
  • Kanatlı hayvanlarda hindi ve kaz eti.
  • Kuruyemişlerde ayçiçeği tohumu (kavrulmamış) veya diğer kavrulmamış çerezler.
  • Ortalama 15 günde bir her türlü sakatat tüketimi (sağlıklı küçükbaş hayvan).

 

Kaynak: Tarım Bakanlığı Ulusal Veri Kompozisyon veri tabanından faydalanılmıştır.

 

www.drceyhunnuri.com