Bilgi ve Demeçler

Son Yazılar

Kudüs Enginarı (Helianthus Tuberosus) – Yer Elması

Kudüs Enginarı (Helianthus Tuberosus) – Yer Elması
 
Yaygın olarak bilinen ancak çok da kıymet verilmeyen yer elmasının anti – aging etkisi yapılan çalışmalarla tespit edildi. Toprak altı yumrulu kısımları bilinir ancak toprak üstü kısımlar yumrulu yapılardan daha çok aktif bileşen içerir.
 
Yaprak ekstraktının (özütü) yumru ekstraktlarına kıyasla daha yüksek fenol ve flavonoid (aktif bileşikler) içerdiği gösterilmiştir. Tüm uygulanan konsantrasyonlardaki yumru ekstraktının fibroblast büyümesi üzerinde olumlu bir etkisi olduğu vardır. Yaprak özü sadece test edilen en küçük konsantrasyonlarda proliferatif aktivite gösterdi. Bu çalışmada, yumru ve yaprak ekstraktlarının fibroblast hücre hattında ROS SOD-1 inaktive edici enzim geninin ekspresyonunu artırabildiği gösterilmiştir. Keratinositlerde, anti – aging etki ile azalma sağlamıştır.
 
Kudüs enginar yapraklarının ve yumru kök ekstraktların hücre proliferasyonunu etkilediği ve oksidatif stres ile ilgili genlerin ekspresyonunu değiştirebileceği gösterilmektedir.
 
www.drceyhunnuri.com

Ankilozan Spondilit ve Koku

Ankilozan Spondilit ve Koku
 
Genel popülasyonun %5’i anosmik (koku alamama) %15’i ise hiposmiktir (koku almada azalma). Enflamatuar hastalıkların çoğunda ise muhtemelen mukozadaki enflamasyona bağlı olarak hiposmi görülür.
 
Başka bir nedene bağlı koku işlev bozukluğu olmayan Ankilozan Spondilit (AS) hastalarında yapılan bir çalışmada bu hastaların koku almalarının azaldığı gösterilmiştir. Asıl çarpıcı olan ise HLA-B27 (-) olanlarda (+) olanlara göre koku almanın daha fazla bozulmasıdır. Demek ki HLA-B27’nin koku alma sistemi olan olfactör sistem üzerinde koruyucu etkisi vardır.
 
Dolayısıyla AS hastalarında HLA-B27 geninin pozitifliği veya negatifliği göz önünde bulundurularak koku alma durumu değerlendirilmelidir.
 
NOT: Bu hasta grubu koku duyarlılığı açısından önem arz eden gaz zehirlenmeleri gibi durumlar için önceden uyarılmalı / bilinçlendirilmelidir.
 
Ankilozan Spondilit Hakkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/ankilozan-spondilit-tedavisi/

Kitotriozidaz Enzimi / Ankilozan Spondilit Hastalık Aktivite İlişkisi

Kitotriozidaz Enzimi / Ankilozan Spondilit Hastalık Aktivite İlişkisi
Kitotriozidaz enzimi özel uyarılara cevaben başlıca aktiflenmiş makrofajlardan ve nötrofillerden (fagositlerden) salınır. Makrofaj aktivasyonunun bir belirteci olarak kabul edilmiştir, dolayısıyla akut değil kronik enflamasyonu yansıtır. Patogenezinde enflamasyon olan birçok hastalıkta, lizozomal depo hastalıklarında serumda kitotriozidaz enzimi artmıştır. Son yapılan bir çalışmada ANKİLOZAN SPONDİLİT hastalarında da serum kitotriozidaz enzim seviyesi anlamlı olarak yüksek bulunmuştur. Bu enzim aynı zaman da hastalık aktivite skoru olan BASDAI skoru ile de korelasyon (uyum) göstermektedir. Eritrosit sedimentasyon hızı ve CRP gibi kitotriozidaz enzimi de hastalık aktivitesinin izlenmesinde, tedavinin etkinliğini takip etmede ve prognozu araştırmada kullanılabilir.
 
Ankilozan Spondilit Hakkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/ankilozan-spondilit-tedavisi/

Ankilozan Spondilit – Divertikülit

Ankilozan Spondilit – Divertikülit
 
Ankilozan Spondilit(AS) kalça eklemini ve omurgayı tutan ilerleyici enflamatuar bir hastalıktır. Eklemler dışında diğer sistemlerde de tutulum görülen AS hastalarında gastrointestinal semptomlar sıktır. Bu hastaların %6,8’inde İnflamatuar Bağırsak Hastalığı (İBH) geliştiği gibi İBH’li hastaların da %13’ünde AS ile uyumlu kas iskelet sistemi klinik özellikleri ortaya çıktığı bildirilmiştir. En çok bilinen bu durum dışında gastrointestinal şikayetleri olan hastalarda divertikülit de düşünülmelidir.
 
Divertikülit; kalın bağırsağın duvarında çıkıntı yapan küçük ceplerin (divertikül) iltihaplanmasıdır ve yapılan çok yeni bir çalışmada gösterilmiştir ki; AS süresi ile divertikülit gelişme riski önemli derecede ilişkilidir. Her 5 yıllık AS süresi için divertikülit gelişme riski %18 artış göstermektedir. Özellikle gastrointestinal şikayetleri olan, yaşlı, alkol alan ve hastalık süresi uzun AS’li hastalarda divertikülit gelişme ihtimali mutlaka düşünülmelidir ve diyetlerinin lifli gıda ağırlıklı olmasına özen gösterilmelidir.
 
Ankilozan Spondilit Hakkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/ankilozan-spondilit-tedavisi/

Ankilozan Spondilit – Çevre Kirliliği – Beslenme

Ankilozan Spondilit – Çevre Kirliliği – Beslenme
 
Dünya genelinde ortalama 10.000 Ankilozan Spondilit prevalansının Asya’da 16.7, Latin Amerika’da 10.2, Kuzey Amerika’da 31.9, Avrupa’da 23.8 ve Afrika’da 7.4 olduğu bildirilmektedir. Gelişmiş ülkelerde AS görülme sıklığı daha fazla olarak görülmüştür ve bu tabloda çevresel faktörler etkendir. AS hastalarındaki hastalık aktivitesi çok farklıdır, bazı hastalar sadece ciddi semptomlara yol açabilen agresif ve yaygın bir hastalıktan muzdaripken, bir kısmı da sadece minimum semptomlara sahiptir. Bu farklılığın, çevresel faktörlerin yanı sıra genetik alt yapımızla açıklanabileceği öne sürülmüştür .
 
Hava kirliliği ve beslenme, bu hastalığı etkileyebilecek iki önemli çevresel sorundur.
 
Giderek sanayileşen yaşam düzeni içerisinde hastalıklardan korunma adına öncelikli yapılması gereken; sade ama nitelikli beslenme ile akılcı hareket eksenli yaşam tarzına geçiş olmalıdır.
 
Ankilozan Spondilit Hakkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/ankilozan-spondilit-tedavisi/

Gıda Allerjisi ve Ankilozan Spondilit

Gıda Allerjisi ve Ankilozan Spondilit
 
Besin alerjileri, bağırsak mikrobiyom kompozisyonunu değiştirerek Ankilozan Spondilit (AS) riskini ve klinik şiddetini artırabilir. Spesifik alerjenler ve AS arasındaki ilişkiyi tanımlamak için, AS hastaları ve sağlıklı katılımcılar arasındaki 14 besin antijenine özgü immünoglobulin IgG’nin serum seviyesindeki farklılıkları araştırıldı. Bu antikorların seviyeleri ile hastalık aktivitesi arasındaki ilişki, enflamatuar marker C-reaktif protein (CRP) ölçülerek değerlendirildi. Ocak 2015 ve Ekim 2017 arasında Batı Çin Hastanesi’nde antijene özgü IgG testleri uygulanan 75 AS hastası ve 78 sağlıklı kontrol ve 14 besin allerjenine karşı spesifik IgG için enzim bağlantılı immünosorbent deneyleri yapıldı kullanılan allerjenler: pirinç, yumurta, mantar, süt domuz, tavuk, sığır eti, yengeç, morina balığı, mısır, soya fasulyesi, domates, karides ve buğday. AS hastalarında, sağlıklı katılımcılara göre anlamlı derecede yüksek sığır, yengeç ve domuz eti kaynaklı IgG seviyeleri tespit edildi.
Memeli kırmızı etinde baskın doğal antijen olan α-Gal’in AS’in patogenezinde potansiyel bir rol oynayabileceği ve bu nedenle AS hastalarının sığır eti, yengeç ve domuz eti gibi bu tür allerjenik yiyecekleri günlük diyetlerinden çıkarmaları gerektiği görülmüştür.
 
Tüm romatizmal hastalıklarda bağırsak mikrobiyatasının yapısının bozulması klinik şiddette artmaya neden olur. Gıda allerjileri çağımızda kompleks karmaşık hazır gıdalarla daha da artmaya ve anlam verilemeyen kinik bulguların başlamasına neden olmaktadırlar.
 
Öneriler :
Hazır ve işlenmiş hayvansal ürünlerden uzak durulmalı
Bağırsak mikrobiyatasını desteklemek amaçlı olarak her gün ev yapımı yoğurt ve arada turşu tüketilmeli. Damak zevkine göre kefir de tüketilebilir.
Soğan ve sarımsak tüketimi öncelikli gıdalarımız arasına alınmalı.
Mümkünse büyük baş hayvan eti – ürünleri tüketimine, bağırsak yüzey bütünlüğü ve canlı floranın normalleşmesi sonrası geçilmelidir.
 
Ankilozan Spondilit Hakkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/ankilozan-spondilit-tedavisi/

Safra – Bağırsak ve Ankilozan Spondilit

Safra – Bağırsak ve Ankilozan Spondilit

İliopsoas Kası; gövdeyi bacaklarla birleştirir ve yürüme esnasında kalça ekleminin fleksiyonunu (uyluğun gövdeye yaklaştırılması) sağlar.

Karın içi organlar fasya adını verdiğimiz bir bağ doku ile sarılmış ve birbirlerinden ayrılmışlardır. Böbrekler ile iliopsoas kasının fasyası o kadar iç içedir ki adeta tek bir organ gibidirler ve böbrekler bu kas üzerinde bir ray üzerindeymiş gibi kayarak hareket ederler. Aynı zamanda sağ böbrek ve bağırsağın duodenum denilen ikinci kısmı da yakın komşuluk içerisindedir. Safranın bağırsağa döküldüğü oddi sfinkteri bu bölümde bulunmaktadır. Safra ile ilgili problemlerde böbreğin hareketi, dolayısıyla da sağ kalçanın yönetiminde çok önemli rolü olan iliopsoas kasının hareketi etkilenmektedir. İliopsoas Kası; gövdeyi bacaklarla birleştirir ve yürüme esnasında kalça ekleminin fleksiyonunu (uyluğun gövdeye yaklaştırılması) sağlar. Kasın hareketinin kısıtlanması ve kasılı halde kalması sonucunda kalça ekleminin beslenmesi de bozulacaktır. Bu durumun devam etmesi halinde kalça ağrısı, sakroileit ve Ankilozan Spondilite rastlanması sürpriz olmayacaktır.

Ankilozan Spondilit Hakkkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/ankilozan-spondilit-tedavisi

Ankilozan Spondilit / Egzersiz

Ankilozan Spondilit / Egzersiz
 
Ankilozan Spondilit (AS) kronik, inflamatuar romatizmal bir hastalık olup, azalmış hareketlilik – aksiyel deformite gibi yaşam kalitesinin düşmesine neden olan ağrı ve yapısal ve fonksiyonel bozukluklarla karakterizedir. Ankilozan Spondilit tedavisi sadece ilaç değil, aynı zamanda ilaç dışı yöntemler ve destekleyici unsurlar üzerine de kurgulanmalıdır. Egzersiz ve bağ doku faset eklemlerde oluşan inflamasyonu azaltmak tedavi protokolünde önemli bir yer tutar. Biyolojik ajanların kullanıldığı çağımızda AS’li hastaların tedavisinde egzersiz ve anti inflamatuar uygulamalar AS’li hastaların yaşam konforu açısından değerlidir.
 
2515 hastanın dahil edildiği 35 çalışmada akılcı egzersiz uygulamalarının Ankilozan Spondilit üzerinde ağrı, mobilite, fonksiyon ve yaşam kalitesi açısından olumlu bir etkisi olduğu gösterilmiştir. Egzersiz eğitimleri ve ev tabanlı programın sürdürülmesi de dahil olmak üzere multimodal bir yaklaşım gerekmektedir. Bir çok çalışmada AS yönetiminde egzersizin önemli rolünü vurgulanmaktadır, bu nedenle teşvik edilmeli ve bireysel olarak reçete edilmelidir.
 
AS tedavi sürecinde egzersiz destekli kurgu hem tedavi hem de yaşam kalitesi açısından olumlu sonuçlar getirecektir.
 
Ankilozan Spondilit Hakkkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/ankilozan-spondilit-tedavisi

Kızılcık / Romatoid Artrit

Kızılcık / Romatoid Artrit
 
Bazı bölgelerde ‘’Kiren, Ergin’’ adıyla da bilinen KIZILCIK meyvesi; yüksek oranda C vitamini, çeşitli mineraller, antioksidan bir madde olan quersetin içermektedir ve doğal bir melatonin (uyku hormonu) kaynağıdır.
 
Kızılcığın serum lipit profillerinde, kan basıncında, kan damarların yapısında ve çeşitli oksidatif süreçlerde olumlu etkileri çalışmalarda gösterilmiştir.
 
‘ROMATOİD ARTRİT’li kadınlarda yapılan bir çalışma da ise düzenli kızılcık suyu tüketiminin hastalığın tanısı ve takibinde kullanılan anti-CCP (anti siklik strülin peptid) antikorlarının ve de hastalık aktivite skorlarının düşmesini sağladığı gösterilmiştir.