Bağırsak Sağlığı ve Ankilozan Spondilit, Romatoid Artrit

Bağırsak Sağlığı ve Ankilozan Spondilit, Romatoid Artrit

Ankilozan Spondilit ve Romatoid Artrit hastalıklarında atılım yollarının desteklenmesi iltihabi yükün azalmasına, dolayısıyla aşırı tepkisel reaksiyonların gerileyerek patolojik dejeneratif (tahrip olmuş) değişikliklerin ortadan kalkmasına zemin hazırlar.

Bu çerçevede Bağırsak, Böbrek, Karaciğer, Lenfatik Sistem her biri ayrı bir önem arz etmektedir.
Burada mide ve bağırsaklar üzerine dikkatinizi çekeceğiz.

BAĞIRSAKLAR

Sindirim, besinlerin mekanik ve kimyasal işleme sürecidir, bunun neticesinde besinler emilir ve vücut tarafından özümsenir, buna karşılık yıkım ürünleri ve hazmedilmemiş gıdalar vücuttan atılmaktadır. Sindirim vücuttaki madde alışverişinin ilk etabıdır. Bu aşamada vücut dokuların büyüme, yenilenme ve gelişmesi için gereken maddeleri alır. Ancak gıdalarda bulunan protein, yağ, karbonhidrat ve vitamin/mineraller besinlerin içinde bir bütün olarak vücut tarafından benimsenemeyen ve yabancı görülen maddelerdir. Bu nedenle önce bu besinler küçük parçalara kadar indirgenmeli, suda çözülmeli ve emilime hazır amino asitler seviyesine kadar indirgenmeli. Eğer bu gerçekleşmezse başlıca bağırsak yüzeyinde ve diğer dokularda birikim kaçınılmazdır.

Bağırsaklarda hazmın bozulmasında en önemli etken mide salgı ve sularının yetersiz salgılanması (Bu duruma birçok neden gösterilebileceği gibi, mide koruyucu adı altında uzun süre kullanılan mide asit salgılarını bastıran parametreler de unutulmamalıdır). İkinci neden olarak ise sindirim sisteminin herhangi bir organındaki patolojik süreç nedeniyle içeriğinin tahliyesindeki ihlali gösterebiliriz.

Bağırsakların normalleşmesini hedefliyorsak 3 ana başlık ön plana çıkacaktır.
1 – Bağırsakların yüzeyi yıllar içerisinde bir çok atık katmanlarıyla kaplanmış olabilir, öncelikle bu yüzeyi sıyırarak dışa atılımı sağlanmalıdır.
2 – Bağırsak yüzeyi bir çok nedenle yaralanmış olabilir, bu pürüzlü alanlar onarılmalıdır.
3 – Bağırsak yüzeyi ancak denge halinde tutulan canlı biyolojik aktif yaşamı sayesinde gerekli enzimleri üreterek hazım, koruma fonksiyonlarını yerine getirebilir, bu maddenin de gereği olarak da bağırsak yüzeyinde ki mikroorganizmaların sayı ve çeşitliliğini artırmak gerekir.

Eğer canlı bir varlık (bu kavrama büyük, küçük insan, hatta hayvanda dahildir) dışkılama eylemini günde iki üç kez gerçekleştiremiyorsa bu başta bağırsak, karaciğer ve diğer hazım sürecinde görevli organların işleyişinin sağlam olmadığının göstergesidir

Bağırsakları Eski Dışkı Ve Zehirli Birikimlerden Arındırmak İçin Tavsiyeler:

• Öncelikle bağırsakların alttan ılık suyla yıkanması şarttır (Bunun için suyun sıcaklığı elimizle rahat temas edebileceğimiz derecede olmalı, ilk gün gece 0,5 litre suyla yapılmalı, bu işlem için satın alacağınız lavman setinin kabı istifade edilebilir, su bağırsaklara gönderdikten sonra biraz tutmaya çalışmak daha doğru olacaktır, sonrasında dışarıya çıkışına izin verilebilir, bu işlemi yatmaya yakın yapılmasını önermekteyiz)
• İkinci gece aynı işlem 1 litre suyla yapılmalıdır.
• Üçüncü gece boş, yani işlem yapmadan geçirilmeli ve 4. gece aynı işlem 1,5 litre sıcak suyla yapılmalıdır.
• Sonra 2 gece daha işlemsiz boş geçirilmeli, ardından gelen gece aynı işlem 2 litre suyla yapılmalıdır.

Bu şekilde temizlikten sonra doğal olarak günlük dışkılama dürtüleri artacaktır.
İleri yaşlarda, mide / bağırsak normal çalışıyor gözüküyor olsa bile haftada en az bir kez ılık su ile lavman uygulamak gereklidir, çünkü bağırsaklarda dışkıların kısa süreli tutulması bile herhangi bir ağrı göstermeden vücudu zehirleyebilir.

Mide ve Bağırsakların Normalleşmesinde Altın Beslenme Kuralları:

1 – TAZE TÜKETİM
Taze tüketim her zaman ilk altın kuraldır. Yemeklerin uzun süre bekletilmesi bunlarda çürümelerin başlamasına neden olmaktadır. Mümkün olmayan durumlarda en fazla iki öğünlük bekletilsin. Bu noktada özellikle narin ot niteliği (Semiz otu, ıspanak vb.) taşıyan yemekler kesinlikle bekletilmemelidir. Bu maddenin ihlali gerek bağırsak yüzeyinde gerekse de karaciğerde hazmı gerçekleşemeyen atıkların birikimine neden olarak iltihabi yükün artmasına neden olmaktadır.

2 – ÇİĞ BESLENME
Çiğ beslenmeye ağırlık verilmelidir. Çiğ besinlerde daha çok yaşamsal güç bulunmaktadır ve bu denatüre olmamış proteinler, element, iz element ve vitaminler metabolik reaksiyonlara daha aktif katılabilmektedir. Yemeklerinizi hazırlarken mümkün olduğu kadar kaynamanın son aşamalarına yakın sebzelerinizi koymaya çalışın ve onların daha az değişime maruz kalmalarına yardımcı olun.

3 – ÇEŞİTLİLİK
Yemeklerin çeşitliliği ve dengesi önemlidir. Ne kadar çok çeşit ve bir birine zıt besinler aynı öğünde tüketilirse o kadar çok fizyolojik salgı ve enzimin sindirim reaksiyon zincirlerine katılımı zorunlu olur. Sonuçta rantabıl olmayan besin ayrıştırma işlemi sonrası atılamayan yük artışı adaptif bağışıklık sisteminin uyarılganlığını artırmaktadır.

4 – TEKDÜZE BESLENME
Sürekli aynı yemek ve besinlerle beslenmek doğru değildir.

5 – MEVSİMSEL BESLENME
İlk bahar ve yazda beslenmenin ağırlıklı olarak bitki kaynaklı olması, soğuk sonbahar ve kış aylarında ise beslenmeye proteinlerden ve yağlardan besinlerin eklenmesi daha doğru olacaktır.

6 – SINIRLANDIRMA
Beslenmede mutlaka sınır konması şarttır. Çok yiyenler yorgunluk ve hastalıklara yatkın, zinde ve çalışkan olmaktan uzak oldukları her halde herkesin rahatlıkla çevresinde gördüğü bildiği bir gerçektir.

7 – LEZZET ALMA
Yemekten maksimum zevk ve lezzet almak besinlerin en üst düzeyde hazmı için gerekli ön şartlardan biridir. Yemek başında otururken negatif bir atmosfer içinde konuşma veya tartışma yapılmamalıdır, kitap veya mesajlar okunmamalıdır, sadece yavaş ve güzel çiğneyerek, tüketilen gıdadan lezzet alınmalıdır.

8 – DOĞRU KOMBİNASYON
Farklı besinlerin özel karışımı hazmın sağlıklı tamamlanması için şarttır. Doğru olmayan besin birlikteliklerinde bağırsakta fermentasyonların ve çürümelerin artışı görülmektedir ve bu durum intoksikasyona (zehirlenmeye) götürmektedir. Örneğin sütün diğer besinlerden ayrı tüketimine dikkat edilmelidir.

9 – BESLENME ARALIĞI
Yemek arası aralıkların ortalama 6-8 saat olması gerektiğini unutmayın, çünkü mide hazmı 2 saat, bağırsak hazmı 2 saat, karaciğer hazmı 2 saat, dolaşıma geçen besin maddelerinin dokulara taşınması ve aktarımı yine yaklaşık 2 saat sürmektedir. Unutmayın bağırsakların en büyük ilacı onların dinlendirilmesidir. Bunun için bize çok eski bir sağlık tavsiyesi olarak Gündüzünde bir Akşamında bir kez yenmesi bilgisi önerilmiştir.

Bağırsak Problemlerinde İstifade Edilebilecek Bazı Çay Ve Karışımlar

• Bağırsak Regülasyon Çayı
– Barut ağacı kabuğu / 2 Tatlı kaşığı
– Anason meyvesi / 2 Tatlı kaşığı
– Civanperçemi / 1 Tatlı kaşığı
– Hardal tohumu / 2 Tatlı kaşığı
– Meyan kökü / 3 Tatlı kaşığı
– 1 su bardağı Kaynar su
10 dk ağzı kapalı kaynatın ve süzün
Sabah ve akşam yarım bardak çay olarak için, bağırsaklarınızın düzene girmesinde yardımcı olacaktır.
• Meteorizm, bağırsak şişkinlik / gaz çayı
– Kediotu kökü
– Nane
– Mayıs papatyası toprak üstü kısmı
– Nergiz çiçeği
Bütün bu bitkileri eşit oranda karıştırın. Bu karışımdan 1 yemek kaşığı alın ve bir su bardağı kaynar su ile bir gece boyunca termosta bekletin, sonra süzün. Özellikle şişkinlikte günde 3 kez yemekten yarım saat sonra üçte bir su bardağı alın.
• Uzun süren hıçkırıklarda: Bunun için dere otu tohumu önerilebilir. Bu aynı zamanda hazmın kolaylaşmasına ve şişkinliğin giderilmesinde yardımcı olmaktadır. 1 yemek kaşığı dere otu tohumu, 1 su bardağı kaynar su ile ağzı kapalı şekilde 30 dakika bekletin ve süzün. Yemekten 15 dakika önce günde 3 – 4 kez 1 yemek kaşığı tüketin.
• Özellikle yağmur suyu ile yapılan çay tüketimi bağırsak hücre yenilenmesini hızlandıracaktır.
• Eğer mide ve bağırsak şikayetleriniz artış gösterdiyse özellikle orta yaş (20 – 40 yaş) hastalarda kayısı veya fıstık ağacının reçinesini yaklaşık 20 gram olarak sabah ve akşam 2 – 3 ay süreyle tüketin. Tüketimin balla birlikte ve yumuşatılmış halde olması faydasını artıracaktır.
• Ayrıca yine mide ve bağırsak yüzeyinin onarımında elimizin altında güçlü bir İLAÇ olan zeytin yağını sabah aç karnına, akşam yatmadan bir yemek kaşığı kadar tüketimi lezyonların (yaraların) hızlı kapanmasına yardım edecektir.
• Eğer siz genel olarak yüksek kalorili besinler tüketiyorsanız, bu durumda özellikle hazım tam olarak bitene kadar kesinlikle kuşburnu çayı içmemeniz gerekiyor, çünkü bu durum pankreas fonksiyonlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durumun belirtisi olarak cilt renginde özellikle yüz renginde sararma görülecektir (yüksek kalorili yiyecek sonrası fazla kuşburnu çayı tüketimi gerçekleşirse).
• 3 – 4 gram doğranmış kereviz sapı üzerine 1 litre su dökün, 8 saat ağzı kapalı bekletin ve sonra süzün, günde 3 defa 1 tatlı kaşığı alın.
• Sindirimin iyileştirilmesi için, özellikle yüksek kalorili yağlı proteinli yemeklerden sonra mercanköşk ile kimyon alınması olumlu etki oluşturacaktır. Bu karışımın hazırlanmasında, öğütülmüş birer yemek kaşığı kimyon ve mercanköşk tohumlarının üzerine 1 su bardağı kaynar su ekleyin ve ağzı kapalı 15 dakika bekletin, günde 2 kez yarım fincan tüketin.
• Bütün sindirim alışverişlerinin gerçekleşmesinde aşağıdaki karışımın hazırlanması iyi etki oluşturacaktır:
Bal 625 gram, Aloe Vera 375 gram, Kara/kırmızı üzüm suyu 675 gram. Aloe Vera robotta öğütülecek (aloe dalını kesmeden önce 5 gün boyunca su vermeyin). Hepsini karıştırın. İlk 5 gün günde 1 tatlı kaşı alın, sonra günde 3 kez 1 yemek kaşığı yemekten 1 saat önce almaya başlayın. Kürü 2 hafta ile 1,5 ay arasında devam ettirin.
• 10 g rezene meyvesi bir bardak kaynar suya dökülür, 15 dakika su dolu bir tencerede (benmari usulü) ısıtılır, oda sıcaklığına kadar soğutulur, süzülür ve elde edilen mayi hacmini 200 ml’ye (bir su bardağı) suyla tamamlanacak. Mide hazımsızlıkları düzelene kadar gün boyunca eşit miktarlarda içilir.
• Bağırsakların regülasyonunda bir başka karışım olarak:
15 gram rezene meyvesi
15 gram eğir otu rizomu
20 gram kediotu kökü
20 gram nane yaprağı
30 gram mayıs papatyasını karıştır. Bu toplam karışımdan 10 gram alın ve üzerine bir bardak kaynar su dökün ve kapalı bir emaye kapta 15 dakika boyunca bir su banyosunda (benmari usulü) tutun. Elde edilen hacmi bir bardağa ulaşana kadar suyla tamamlayın. Yemeklerden sonra günde 3 defa 3/4 su bardağı içilir. Elde edilen bu sıvı vücutta ki iltihabı azaltır, sindirimi normalleştirir. Bağırsaklardaki ağrı / kramp 2 hafta sonra duracaktır.
• Hangi hastalık olursa olsun tedavi öncelikle mide ve bağırsaklarının temizlenmesinden başlanmalıdır. Bunun için kesilmiş sütün arta kalan suyunu bol tüketerek bağırsak yüzeyinin normalleşmesine yardım edebiliriz.

Bu bilgi ve tavsiyeler Ankilozan Spondilit ve Romatoid Artrit hastaların özelinde olmakla birlikte genelinde tüm hastalık ve hastaları bilgilendirme- bilinçlendirme noktasında besin bazlı yapılan hatalar üzerine dikkat çekmek içindir. Çünkü eğer biz bu hastalıklarda ne kadar da kalça, eklem gibi bölgelerde sorun olduğunu söylesek de, bu durumun sindirim sistemi ile irtibatını bilmeyen ve duymayan kalmamıştır diye düşünüyoruz. Unutmayalım ki bu klinik vakalarda enflamatuar bağırsak tutulumu (ülseratif kolit vb.) neredeyse kaçınılmazdır. Tedaviyi elbette ki sadece bu tavsiyeler üzerine kurgulayamayız. Tüm bilgilerin paylaşımı için geniş zaman ve zemine ihtiyaç vardır. Dikkatinizi sağlığınıza çektiysek bu bile yeterlidir.

Unutmayalım Mide / Bağırsak yani sindirim sisteminin bakımı bu tavsiyelerin ötesindedir.

Bir sonraki eğitim bölümünde Ankilozan Spondilit, Romatoid Artrit vakalarında diğer önemli atılım yollarından olan karaciğer ve böbrek üzerinde durulacaktır.

İleriki eğitimde iç organların mekanik yapılarımız, özellikle kalça, boyun ve diz üzerine etkileri üstünde duracağız.

www.drceyhunnuri.com