Ankilozan Spondilitte Omurga ve Bağ Dokusunun Beslenme / Onarımında Etkili Vitaminler

Ankilozan Spondilitte Omurga ve Bağ Dokusunun Beslenme / Onarımında Etkili Vitaminler

Bu kısa makalede kemik kas ve ligamentlerin (bağların) fizyolojik fonksiyonlarını gerçekleştirirken etkin olan kalsiyum emilimine, kollajen sentezine ve normal protein metabolizmasına katkıda bulunan vitaminler üzerinde duracağız.

Başlamadan belirtmek isterim ki; vitaminlere ait genel bilgi verilmeyecek, sadece konumuzla ilgili bölümler üzerinde durulacaktır.

A GRUBU VİTAMİNLER

Kemik gelişim ve değişimi için kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir vitamin grubudur. Hayvansal (Retinol) ve bitkisel (Karoten) gıdalardan alınabilen iki farklı kaynaklı vitamindir.

A Vitamini Faydaları:
– Kemik dokusunun organik yapı kısmını oluşturan kollajen teller, osteositler, osteoblastlar ve osteoklastların yapım ve onarımında önemlidir. Bu sert dokunun rejenerasyonunda (yeniden yapılanmasında) görevli.
– Gece körlüğü dahil Ankilozan Spondilit kliniğinde azımsanmayacak seviyede göz iltihaplanması (üveit) vakalarında kötü progressyonu (ilerlemeyi) durdurmaya yardımcı olmaktadır.

A Vitamininin Bulunduğu Besinler:

Ağırlık olarak hayvansal gıdalarda bulunmakla birlikte bitki kaynaklı besinlerden de alınabilmektedir.

Hayvansal A Vitamini Kaynakları:
– Süt Ürünleri (Eski/Bekletilmiş Peynir, Ev Yoğurdu)
– Hayvansal Yağlar (Balık Yağı, Tereyağı)
– Sakatat (Karaciğer, Böbrek)
– Yumurta

Bitkisel A Vitamini Kaynakları:

– Kavun, Karpuz
– Havuç, Kabak, Patates, Kırmızı Biber
– Ispanak, Pırasa, Maydanoz, Pazı
– Brokoli
– Mercimek, Bezelye
– Greyfurt, Elma, Üzüm

Bilmemiz gereken nokta; bitkisel A Vitamini kaynakları Retinol denen A Vitamini türevinin eksikliğini gidermede yeterli değildir.

Özellikle omurga, kas-iskelet sistemi problemlerinde sadece vejeteryan menülerle beslenmek kesinlikle yanlış gıda tüketim şeklidir.

Yukarıda sayılan sebze ve meyvelerin tüketimi mümkün olduğu kadar yağlarla birlikte olmalıdır, çünkü A Vitamini yağda eriyen yapıya sahiptir.

Mümkün olduğu kadar salatalara bol zeytin yağı ekleyin. Rendelenmiş havuç ve elma üzerine süzme yoğurt ekleyerek tüketin. Haşlanmış brokoli üzerine tereyağı ekleyerek tüketin. Bu tüketim tarzı yağda eriyen A Vitamini emilimini artıracaktır.

B GRUBU VİTAMİNLER

Bu grup içerisine B1(tiamin), B2(riboflavin), B3 (niasin), B5 (pantotenik asit) vb. girmektedir. Bütün bu vitaminler suda çözünmektedirler.

B Vitamininin Ana Kaynakları:

– Et, Böbrekler ve Karaciğer
– Karabuğday ve Yulaf Ezmesi
– Çavdar Ürünleri
– Süzme Yoğurt
– Badem, Fındık

B12, B6 Vitamininin uzun süre kronik olarak düşük alımı diğer kemik ve bağ dokularla yakın ilişkisi bilinen vitaminler gibi başta osteoporoz ve diğer kemik yapım ve yıkım aşamalarında problemlerin ortaya çıkmasında predispozan (hazırlayıcı) faktörlerdir.

B12, sinirlerin çevresini saran miyelin kılıflarının yenilenmesinde önemlidir. Bu kılıflar sinirler boyunca sinyallerin iletilmesini sağlar. Gerek mekanik sorunlar nedeniyle sinir ve beraberinde sinir kılıfı baskı altında kalarak (siyatik sinirin sıkışması vb.) tahrip olsun, gerekse de beslenme sorunlarında B vitamin komplekslerin alımının azlığına bağlı veya yumuşak dokulara karşı gelişen enflamatuar reaksiyonlara (vaskülit, tendinit, bursit vb.) bağlı olsun, sonuçta nörolojik fonksiyonlar etkilenerek nöropatik ağrı, sızı, huzursuz bacak gibi el ayak parmaklarında uyuşmalar, his kayıpları oluşacaktır. B vitamini, miyelin kılıfların onarımını destekleyerek genel klinik tablonun çözümlenmesinde destek sağlar.

B12 Vitamini, homosistein metabolizmasında önemli bir kofaktördür (biyokimyasal dönüşümlerde yardımcı madde). Özellikle B12 Vitamin ve folik asit düşüklüğünde Homosistein seviyesinde artış görülmektedir. Homosistein vücutta üretilen bir aminoasittir ve kırmızı etin son ürünüdür, eğer homosistein metabolizmasında problem yaşanırsa damar sertleşmesinde (ateroskleroz) artış olmaktadır, sonuçta dokuların dolaşım ve beslenmesi bozulacaktır. Ayrıca Homosistein yükselmesi ile birlikte kollajenin çapraz bağlarını bozarak, kemiklerin mineralizasyonu ve matriks yapısınında bozulmasını netice verecektir. Kemik dokusuna bir başka etki olarak, hiperhomosisteineminin (homosistein yüksekliği) osteoklastları (kemik yıkım hücresi) artırmakla birlikte osteoblastları (kemik yapım hücresi) etkilememektedir, bu durum kemik yıkım oranını artırmaktadır. Konu ile ilgili olarak omurga tutulumlarında kemik ve bağ dokunun yenilenmesinde bu metabolik düzensizlikler Ankilozan Spondilit hastalığının progresyonuna (ilerlemesine) neden olmaktadır.

Vit-B12 konsantrasyonu ile kemik iliği stromal osteoprogenitor (öncü kemik hücreleri) ve osteoblastik (kemik yapım hücreleri) hücreler arasında bağlantı gösterilmiştir ve bu bilgi çerçevesinde B12 Vitamininin osteoblastik fonksiyona direkt artırıcı etkisi olduğu gösterilmektedir, buna karşılık düşük B12 Vitamin seviyesinin osteoklastik (kemik yıkım) aktiviteyi arttırmaktadır.

Gerek nörolojik gerekse de kemik doku problemlerinde B12 Vitamini seviyesi 500 pg/l üstünde tutulmalıdır.

Eğer et tüketimi yeterli seviyede olan bir insanda B12 vitamin eksikliği yaşanıyorsa bu o kişinin mide veya bağırsak traktında sorun olduğunun dolaylı göstergesidir, çünkü midede bulunan İntrensek Faktör B12 emiliminin ilk basamağını oluşturmaktadır. Bu nedenle sindirim problemleri giderilmeden gıdalardan B12 Vitamini alım ve fayda beklememiz anlamsız olacaktır.

OMURGA İÇİN ASKORBİK ASİT (C VİTAMİNİ)

C Vitamininin eczanelerden satın alınarak tüketilmesi bizim ana hedefimiz olamaz ve olmamalıdır. Biz henüz hastalanmadan bunları meyve, sebze, yeşillikler yiyerek karşılamalıyız.
C Vitamininin Bulunduğu Besinler:

– Tüm Narenciye Grupları: Limon, Portakal, Mandalina, Greyfurt.
– Elma, Kiraz, Kuş Üzümü, Kivi, Kuşburnu.
– Dereotu, Lahana Vb.

C Vitamini konusunda bilmemiz gereken en önemli nokta; belirli bir doz (yaklaşık 4 gr /gün) seviyesine kadar antioksidan etki oluşturarak tahrip edici enflamatuar tepkinin ve oksidatif stresin gerilemesine destek olarak, kas – ligament (bağ) yıkımının azalmasına , kaslardaki rijidite (sertlik) ağrının ortadan kalkmasına yardımcı olmaktadır. Ancak eğer fayda öngörülerek doz yükseltilmeye (5 gr/gün ve üzeri) devam edilirse bu durumda antioksidan etki değil, prooksidan yani yıkımı artırıcı etki oluşmaya başlayacaktır. Yüksek doz C Vitamini alımı oksidatif stres ve hücresel hasarı şiddetlendirdiği gibi, lipid peroksidasyon (yağların bozulması) seviyesini artırmaktadır. Kontrolsüz C Vitamini alımı pro-oksidan (yıkımı artıran) etkinin artmasına neden olmaktadır. Ancak yeni rasyonel sağlık yaklaşımları içerisinde bu prooksidan C vitamin etkisinden de faydalanılmaktadır (değişime uğramış hücrelerin bağışıklık sistemi tarafından daha kolay tanınarak yok edilmesine destekte). Otoimmun hastalıklar çerçevesinde C Vitamini kesinlikle enflamasyonun regüle edilmesinde oldukça etkin bir tedavi desteği iken, kontrolsüz yüksek doz kullanımı akılcı bir davranış olduğu söylenemez.

D VİTAMİNİ

En önemli görevlerinden biri adaptif bağışıklık sistemin regülasyonu ve en çok bilinen yönü ile kemik dokunun olgunlaşmasında önemli olan kalsiyum ve fosfor emilimini düzenler. D Vitamini yetersizliği kas güçsüzlüğüne, kemik yapısının bozulmasına (osteoporoz, raşitizm vb.) ve kemik ağrılarına götürebilmektedir. Bilindiği gibi güneş alımı cildin katmanı olan epidermiste D Vitamini oluşumunun ilk evresidir, bu nedenle güneşe maruziyet en önemli kaynaklardan biridir. Ancak klinik tecrübelerimiz gösteriyor ki köylü veya günün büyük bölümünü açık havada geçirerek çalışanlarda da D Vitamini çok düşük değerlerde tespit edilebilmektedir, bunun nedeni iç organlarımızın işleyişindeki problemlerde yatmaktadır. D vitaminin bedenimizde etkinlik oluşturabilmesi için aktive olması gerekiyor, ilk aktivasyonu karaciğerde, ikinci aktivasyonu ise böbrekte yapmaktadır. Eğer bu visseral yapılarda disfonksiyon (yanlış işleyiş) yaşanırsa güneşe maruziyetin anlamı olmayacaktır (güneşe çıkmanın kurallarını da unutmamak gerekir).

D vitaminini genellikle A Vitamini ile birlikte eşleştirmek ve düşünmekte fayda vardır.

Bu vitaminlerin her ikisi de deniz balıklarında, balık yağında, peynirde (7-8 aydan az olmayacak şekilde bekletilmiş olmalıdır), yumurta sarısında ve sütte (şu an süt üzerinde detaylı duramayacağız, ancak diğer yazılarımızdan sütün özelliği konusunda bilgi edinebilirsiniz) bulunur.

D Vitamininin diğer spesifik bir kaynağı ise bazı mantarlardır. Mantarlar bol miktarda ergosterol içerirler ve bu madde eğer güneşin UV ışınlarına maruz bırakılırsa hızlı bir şekilde D vitaminine dönüşmektedir. Bu nedenle mantarları tüketmeden önce 2-3 saatliğine güneşin altına ters bırakırsak bu faydalı yönünden de istifade etmiş oluruz. Bu konuda shiitake, istiridiye başta olmak üzere bir çok mantar türünden istifade edebiliriz.

Özellikle Ankilozan Spondilit ve Romatoid Artrit olmak üzere enflame eklem problemlerinde D vitamini seviyesini 100 ng/ml düzeyinde tutulmalıdır.

1,25(OH)2 D Vitamini, özellikle yaralanma, eklem aşınması gibi durumlarda devreye giren Tıp 3 kollajen olan iltihap hücrelerinin gereksiz aşırı artışını önleyerek dejenerasyon (tahrip) noktalarındaki dokuların şekil değişiminin önüne geçmektedir. Bilinmektedir ki, gerek Ankilozan Spondilitte, gerekse de Romatoid Artritte sürekli enflame alanların çevresinde yeni kollajen bağ dokusu hücre sayı ve kalınlaşması yaşanarak deformiteler (şekil değişikliği) görülmektedir. Bununla birlikte D Vitamini doku iyileşmesinde terminal diferansiasyonu (nihai farklılaşma) uyararak gerek kemik gerek eklem yüzeyi, gerekse yumuşak bağ dokudaki hücrenin normal fizyolojik işleyişini sağlamaktadır.

D Vitamini özellikle postural denge ve sağlıklı yürüyüş paterninin gerçekleşmesi için gerekli olan alt ekstremite antigravite (yer çekimine karşı koyan) kasların biyomekaniği için gereklidir. Yetersizliğinde özellikle pelvis (leğen) kemiklerinin stabilitesinde sorun yaşanarak sakroiliak eklemin sıkışmasına neden olmaktadır, sürecin uzaması dokuların patolojik diferansiyasyonunu (kötü yönde değişim) doğuracaktır, yani mekanik sorun otoimmun enflamatuar sonuçla neticelenecektir.

D Vitamini ve diğer metabolitleri dokularda bulunan 24 hidroksilaz enzimi tarafından inaktif hale getirilerek safra yoluyla vücuttan atılmaktadır.

A Vitamini gibi, yağda çözünür.

Özellikle kış ayları gibi nadiren güneşlendiğimiz dönemlerde deniz ve süt (bu ürün hakkındaki kuralları unutmayalım) ürünlerine ağırlık vermek özellikle gereklidir.

Ankilozan Spondilit Hakkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/ankilozan-spondilit-tedavisi/

Romatoid Artrit Hakkında Detaylı Bilgi ve Öneriler: https://www.drceyhunnuri.com/iskelet-sistemi-hastaliklari/iltihapli-eklem-romatizmasi-tedavisi/