Hipotiroidi Rahatsızlıklarında Kaya Koruğu – Deniz Rezenesi (Crithmum Maritimum L.) Etkisi
 
Apiaceae ailesinden gelen fakültatif bir halofittir. Yaygın olarak deniz rezene veya kaya koruğu olarak bilinen yabani, doğal olarak tuzlara dayanıklı bitki, genellikle Akdeniz, Karadeniz ve Avrupa Atlantik kıyılarındaki deniz kayaları, iskeleler ve kumlu plajlarda bulunur.
 
Kaya koruğu mutfak, tıp ve kozmetikte çok sayıda kullanım alanına sahiptir. Bu oldukça aromatik bitki birçok Avrupa ülkesinde yenilebilir sebze veya baharat olarak kullanılmıştır. Pişirilirek tüketilmenin yanı sıra, genellikle yemeklerde tatlandırma amaçlı kullanılır, ayrıca genç yapraklar genellikle salatalar için hazırlanır veya sirke içinde turşu / çeşni olarak kullanılır. Bu bitki uzun zamandır unutulmuştur, ancak son birkaç yılda yeniden keşfedilmiş ve kıyı mutfağının yıldızı olmuştur.
 
Deniz rezenesi halk tıbbında meze, tonik, gaz giderici, idrar söktürücü olarak ya da C vitamini, omega-3 ve omega-6 yağ asitleri, iyot, karotenoidler, mineraller gibi biyolojik olarak aktif bileşiklerin zenginliği nedeniyle şişmanlığın tedavisinde kullanılmıştır. Uçucu yağları (EO’lar) kozmetiklerde de yaygın olarak kullanılmaktadır.
 
Deniz rezenesinin genellikle yaprakları kullanılsa da, kullanılmayan diğer bitki parçaları da mutfak veya tıbbi amaçlar için yararlı olabilir. Muhtemel farklı fitokimyasal kompozisyonlar ve farklı bitki kısımlarındaki verimleri nedeniyle, biyolojik potansiyellerini anlamak için bunları ayrı ayrı araştırmak önemlidir. Ayrıca deniz rezenesi üzerine yapılan çalışmaların çoğunluğu* EO’larının kalitatif ve kantitatif bileşimlerini araştırmıştır.
 
Hiptiroidi hastalığının endemik bazı bölgelerde en önemli nedenlerinden biri ‘İYOT EKSİKLİĞİ’dir. Klinik tecrübelerimiz de göstermiştir ki, deniz kıyısındaki yerleşim bölgelerinde hiptiroidi vakalrı oldukça azdır. Bu tablonun nedeni de deniz ürünleri ve o çevrede yetişen bitkilerdeki iyot oranının yüksek olması olarak tanımlanabilir.
 
Oksidatif strese bağlı olarak, nüfusun büyük bir yüzdesi nörodejeneratif hastalıklar, kardiyovasküler hastalıklar, obezite ve kanser gibi kronik hastalıklardan etkilenmektedir. Birçok çalışma kaya koruğundaki doğal bileşiklerin bu tür hastalıkların riskini azaltma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Bir antioksidan metodu numunelerin antioksidan aktivitesini tam olarak tanımlayamadığından, tam değerlendirme için çoklu metot yaklaşımı gereklidir.
 
Birçok yaşlı insanı etkileyen nörodejeneratif hastalıkların en yaygın biçimlerinden biri olan Alzheimer hastalığı ve asetilkolinesteraz (AChE) / butirilkolinesteraz (BuChE) ‘nın inhibisyonu tedavisi için bir strateji görevi görür. Ayrıca, farklı deneysel çalışmalar, çok çeşitli fitokimyasalların, özellikle de farklı bitkilerden gelenlerin, vasküler sistemi koruma ve kan damarlarının fonksiyonlarını iyileştirme potansiyeline ve yeni damarlanma oluşturma potansiyeline sahip olduğunu göstermiştir.
 
Mudnić ve ark.nın yaptığı çalışmada antioksidan etkilerine ek olarak ve bunlardan bağımsız olarak, birkaç bitki özü ve saf madde, endotel düzeyinde vazodilatör ajanların (nitrik oksit, endotel kaynaklı hiperpolarize edici faktör) üretimini arttırmakta ve vazokonstriktör üretimini inhibe etmektedir.
Bu nedenle, kaya koruğu vazodilatason etkisi,antikolinerjik etki,antioksidan etki ve en önemlisi doğal iyot kaynağı nedeniyle akdeniz mutfağında son yıllarda önem kazanmıştır. Günümüzde turşu şeklinde temini sağlanarak her yörede kullanılabilir. Limon tadında olup ekşi severlere tavsiye edilir.
 
* Türkiye (Senatore ve ark. 2000 ; Özcan ve ark. 2001 ), Portekiz (Pateira ve ark. 1999 ), İtalya (Ruberto ve ark. 2000 ).
 
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5052179/
 
www.drceyhunnuri.com
09
Etiket
No Tag