+90 (312) 472 17 69

HİRUDO TERAPİ

Tedavinin birincil basmağı olan dolaşım sisteminin sağlanması ve vücuttan bir kısım metabolik atık ve allerjenlerin (ağır metal, oksidan radikaller vs.) atılmasında

Hirudo Medicinalis tedavisi etkili ve vazgeçilmez bir kompanenttir.

HİRUDOTERAPİ ( SÜLÜK TEDAVİSİ )

Sülük tedavisinin geçmişinin piramitler kadar eski olduğu kabul edilmektedir. Firavunların mezarlarında sülük resimleri ve Roma ve Yunan metinlerinde sülüğün tıbbı amaçlı olarak kullanıldığına dair bilgiler mevcuttur.

Hipokrat (D. MÖ 460, İstanköy – Ö. MÖ 370, Larissa) hastalıkların temelinde hurafelerin olmadığını, hastalıkların belirli mantık çerçevesinde geliştiğini ilk olarak ifade eden batı tıbbında ‘tıbbın babası’ kabul edilen Yunanlı bir hekimdir.  Aelius Galenus (MS 200 – MS 129) Roma Dönemi’nde yaşamış  ve modern tıp dünyasını teorileri ile 1000 yıl etkilemiş tıp bilim adamıdır. Bu hekimlerden itibaren hirudo tedavisi kullanılagelmiştir. Hirudo tedavisinin temelinde ki fizyolojik mekanizma son yıllarda canlının ağız salgısının incelenmesinden sonra ortaya çıkmıştır.

Dr.Benjamin Rush, 17.yüzyılda Amerika Birleşik Devletleri’nde sülük tedavisinin kan dolaşımında  ve damarsal hastalıkların  tedavisinde bilinenden daha fazla faydasının olduğunu tespit etmiştir. Dr.Henry Clutterbuck, 1840 yılında  “sülük mantıklı kullanıldığında, yüksek oranda faydalı olduğunu bildiğimiz mükemmel bir ilaç” diye ‘Hirudo Medicinalis’i tarif etmiştir.

Avrupa’da 18. ve 19. yüzyılda sülük tedavisi popülerlik kazanmıştır. Yüzyıllar boyunca tüm dünyada hastalıkların tedavisinde önemli bir unsur olmuştur. Avrupa’da, özellikle Almanya, Fransa ve İngiltere sülük mucizesini keşfetmiş ve her yıl milyonlarca adet sülük ithal etmişlerdir. Yalnızca Avrupa değil, Asya ve Uzak Doğu Ülkeleri de yoğun olarak sülük kullanmıştır ve kullanmaya devam etmektedir. Rusya dünyada sülük ihraç eden ülkeler arasında üst sıralardadır.

20.yy da antibiyotiklerin keşfiyle beraber, Avrupa da kısmen tıp dünyasında popülaritesi azalsa da, 1928 yılında Richard Truszkowski tarafından ‘Hirudo Medicinalis’in enzimleri bilimsel olarak incelenmiştir. Plastik cerrahisinin ve ortopedik implant cerrahilerinin yaygınlaşması ile canlının ağız salgısındaki mucizevi etkiler yeniden keşfedilerek kullanılmaya başlanmıştır.

‘Hirudo Medicinalis’in kullanımı ülkemizde son 30 yılda plastik cerrahide başarılı ameliyatlara imza attıktan sonra Avrupa tıbbından etkilendiğimiz için kullanımı yaygınlaşmıştır. Aslında sülük tedavisi ülkemizde geleneksel olarak Anadolu’da uzun yıllarca kullanılmış hekimler tarafında ‘koca-karı’ tedavisi olarak görülmüş ve ilgi gösterilmemiştir. Toplum da ‘sülük gibi emmek’ gibi deyimler kullanılarak bu canlı bilinçaltımızda aşağılanmıştır. Bu aşağılanmayı hak etmeyecek şekilde insanlığa faydalı olduğu yüzyıllardır bilinen bir gerçektir. Tüm uygulamalarımızda olduğu gibi sülük tedavisinde de Avrupa’da kullanım yaygınlaştıkça bizde de kullanımı tıp dünyasında artmaya başlamıştır. Doğrusu bu tarz tedaviler modern tıp bilgileri ile harmanlanarak integratif olarak değerlendirilip insanlığın tedavisi için kullanılmalıdır. Nasıl ki tüm gelişmişliğimize rağmen çocukların gelişiminde anne sütü içeriği ve etkileri ile halen bir numaradır ve olmaya da devam edecektir. Aynen Hirudo medicinalisin tedavilerde kullanımı da etkinliği açısından mükemmeldir ve mükemmel olmaya devam edecektir. Sülükte olduğu gibi bitkisel tedavilerde de kaynak doğal olduğundan şifa derecesi sentetik olanlara göre daha yüksektir. Sülük tedavisi ve fitoterapi (bitkisel tedavi) hastalıklara şifa kaynağı olması için çok daha fazla ilgiyi hak ediyorlar.

Sülük Tedavisinin Etki Mekanizması

Bu canlının ağız salgısı, insan fizyolojisindeki maddelerle kolayca entegre olabilecek 100 üzerinde biyoaktif madde ihtiva etmektedir. Temel mantık, canlı kan emerken sivrisinekler gibi vücudumuza ağız salgıları bırakırlar. Bu salgılar sülüğün kan emmesinin kolaylaştıran özelliktedir. Canlı bu işlemi yaparken damar ve lenf sitemimize verdiği enzimler sayesinde hastalıklı bölgelerimize şifa kaynağı olmaktadır. Ağız salgısı içeriği nedeniyle, özenle hazırlanmış ilaç özelliğindedir. Hirudo medicinalis salgıladığı biyoaktif maddeler ile küçük bir fabrika özelliğindedir.

Bu maddeler:

Hirudin: Kan pıhtılaşmasını önler (trombine bağlanır)

Hyaluronidaz: Doku geçirgenliğini artırarak viskozitesini düşürür

Apiraz: Konak trombosit agregasyonunu inhibe eder

Kollajenaz: Kolajen peptid bağlarını parçalar

Proteazlar: Protein bağlarını parçalar. Yara, yanıklarda hasarlı alanları parçalayarak temizler

Lipolitik enzimler: Lipidlerin dağılımı; trigliseritlerin hidrolizini içerir

Destabilaz: Fibrini (trombolitik etkiler)  eritir.

Bdellines: Anti-enflamatuar tripsin, plazmin, acrosini inhibe eder.

Eglines: Anti-enflamatuar alfa-kimotripsin,  kimaz, substilisin, elastaz, katepsin G aktivitesini inhibe eder

Calin:Kan pıhtılaşmasını kollajen ve Van Willebrand faktörüne bağlanarak inhibe eder.  Kollajen-kaynaklı trombosit agregasyonunu inhibe eder

Triptaz inhibitörü: Konak mast hücrelerinin proteolitik enzimlerini inhibe eder

Asetilkolin: Vazodilatör etkili

Karboksipeptidaz A inhibitörleri: Kan akışını artırır

Faktör Xa önleyicisi: Kompleksler oluşturarak pıhtılaşma faktörü Xa aktivitesini inhibe eder

Bu biyokaktif maddeler sayesinde vücudumuzda aşağıdaki etkileri oluşturur

 -Kan pıhtılaşmasını azaltır

-Trombolitik (pıhtı yıkımı) etki

-Doku ve organlara kan akımının artırılması

-Antihipertansif etki (normotansif)

-Toksinlerin ve kan pıhtılarının kan ve lenf sistemini drenajı

-Nöromüsküler sistemin uyarılması

-Damar geçirgenliği restorasyonu

-Bakteriyostatik etki (mikroorganizmaların çoğalmasını durdurma ve ölmelerini sağlama)

-İmmün Sistemi Uyarıcı etki

-Akupunktur noktalarına uygulayarak organ fizyolojisinin dengelenmesine yardımcı olması

-Ve en önemli etkisi halen mevcut tıbbi tedavilerle başarılamayan uç organlarda mikrosikülasyonu arttırarak iskemiyi önleme.

Sülük Tedavisinin Kullanım Alanları

 Birçok hastalık grubunda ve sistemsel bozukluklarda kullanımı yaygındır. Canlının ağız salgısı ile oluşturduğu kan akışkanlığındaki artış sayesinde organsal yapılarda oksijenlenme artacak oluşan pıhtılar eriyecek dokularda geçirgenlik arttığından dokuların beslenmesi artacaktır. Hastalıkların oluşumunda dört temel etki mekanizması esastır. Bunlar: TOKSİNLER / İNFLAMASYON / HİPOKSİ / ASİDOZ’dur. Bu mekanizmayla başlayan süreçler kanserli hücre oluşumuna kadar gidebilir. Hastalıkların tedavisinde eğer bu mantık çerçevesi ihmal edilir, sorunun temeli çözülemezse, tedavilerden kalıcı çözüm bulmak mümkün değildir. Örneğin ayak burkulması sonucu ayak bileğinde kırık oluşmadan aylarca ağrı olabilir. Modern tıp anlayışımızda atel uygulaması ve ağrı kesici krem ve haplar verilir. Çoğunlukla tedaviden sonra bile ağrılar devam eder ve 6 -12 ay içerisinde kaybolur. Bazen nadirde olsa uzun sürebilir. Sülük tedavisi ile ayak burkulmalarındaki belirti ve bulgular 1- 2 seansta kaybolur. Çünkü sülük ayak bileğinde oluşan ödeme bağlı ağrıyı dört mekanizmayla yok eder, ödemi azaltır, dolaşımı kolaylaştırır, varsa o bölgede cilt altı kanama ve pıhtı yok eder, sinirlerin üzerindeki baskıyı azaltır ve lokal ağrı kesici etki gösterir. Tedavide temel mantık; aynen ayak burkulmasında olduğu gibi tedavi için en önemli durum dolaşımdır. Hastalıklı alana kan ve kanla beraber besin ve oksijen gitmesidir. Çorak topraklarda nasıl ki ot bitmez canlı yaşamaz ise kanın gitmediği ve gidemediği alanlarda da iltihap ödem inflamasyon vardır. Başka bir örnek, bacaklarda oluşan varise bağlı şişliklerde ödem, ağrı,  yürüme güçlüğü, estetik sorunlar ve dolaşım bozukluğu vardır. Modern tıp anlayışımızda varis çorapları ve venöz tonusu arttırma amaçlı haplar ve kan sulandırıcılar verilir veya ileri düzeyde ise derin venler, yeterli ise yüzeyel venlere ameliyat önerilir. Hirudo medisinalis uygulamasında ise varis çevresinde oluşan dolaşım bozukluğuna bağlı ödem emilir ağız salgısı ile ağrı kesilir staza (durgunluğa) uğramış kan dışarı atılır kanın akışkanlığı artırılarak dolaşım kolaylaştırılır, varsa trombüsler (pıhtı) eritilir, kanın pıhtı elemanlarının (trombosit)  birbirine yapışarak pıhtı oluşumu engellenir, kanın pıhtılaşma mekanizması bloke edilerek  enfeksiyon riskini azaltılır, varsa hastalıklı alandaki bakterileri yok edilir ve  trombüslerin çevresindeki fibrinleri eritilir. Modern tıp anlayışı ile bunu yapabilmemiz bazen imkânsız bazen çok zor ve bazen de çok pahalıdır. Ancak doğal kaynak olarak sülüğün ağız salgısı bunları hiç zorlanmadan kolayca yapabilmektedir.  Bu hastalık örneklerinde olduğu gibi aşağıda sıraladığımız hastalıklarda bu mantık çerçevesinde değerlendirilebilir.

Migren Tedavisinde Hirudoterapi

Özenle seçilmiş alanlara yerleştirilen sülük, tendon, ligamen ve paraspinal kaslarda zarar vermeden kas gevşetici gibi davranarak güçlü bir refleks oluşturur. Ağrılı alana kan akışı                 sağlayarak ödemi engeller ve aneljezik etki oluşturur. Uygulama alanlarımız akupunktur lokasyonları olduğundan tedavi mekanizması kombine olarak değerlendirilmektedir.

Migren dışında trigeminal nevralji, polinöropati, akut inmeli hastalarda ve periferik sinir sistemi hastalıklarında oldukça yararlıdır.

Hipertansiyon ve Varislerde Hirudoterapi

Hipertansiyonun %95 nedeninin bilinmediği söylenmektedir. Ancak bizim tedavi anlayışımızda nedensiz sonuç yoktur. Özellikle hipertansiyonun fizyopatolojisinde, dolaşımın sağlıklı olmaması ve stres sonucunda uç organlarda vazokonstruksiyon (damar daralması) olduğunu düşünüyoruz. Sülük tedavisi ile damarlarda genişleme sağlayarak dolaşımın sağlıklı olmasını ve ek tedavi yöntemlerimizle de stresle baş edebilmesini öğreterek hipertansiyonu ilaca gerek kalmadan normale gelmesine yardımcı oluyoruz.

Varis bacaklardaki venöz sistemin yapısal bozukluğudur. Tedavisinde ameliyat veya ilaç önerilmektedir. Ancak bu tedaviler çoğunlukla yeterli olmadığından varis çorapları önerilmekte kullanımı zor ve ağrılı olduğundan hastalar tarafından kullanılmamaktadır. Venöz yetersizliğin (varis) en önemli komplikasyonu, dolaşım sisteminde aksaklık oluşturarak kalp ve akciğerlerin yükünü arttırması ile birlikte kronik kalp hastalığına zemin hazırlamasıdır. Ayrıca bu hastalarda en sık görülen ikici durum hipertansiyondur. Bu hastalar tedavi edilmezse, uzun vadede hipertansiyon ve kronik kalp hastalığına adaydırlar. Sülük tedavisi ile yapılmak istenen, alt extremitlerde dolaşım bozukluğu ile ortaya çıkan stazı (kan toplanması) engelleyerek, dolaşımın sağlıklı olmasına yardımcı olmaktır. Stazın ortadan kalkması ile kaslara kan ve oksijen daha rahat gideceğinden, asidoz tablosu ortadan kaybolacak ve ağrı azalacaktır. Ancak bu hastalık yapısal bozukluk olduğundan, sülük tedavisini DOKTORUN KİŞİYE ÖZEL belirleyeceği program çerçevesinde düzenli olarak yapılması gerekir, aksi takdirde bir kereye mahsus yapılan uygulama semptomatik tedavi olarak değerlendirilebilir.

Eklem Hastalıklarında Hirudoterapi

Eklemin çok çeşitli hastalıkları vardır. Sülük tedavisi, daha çok enfektif (iltihaplı/mikrobik) iyileşmeyen yaralar ve yumuşak doku travması ve akut veya kronik ödemlerin tedavisinde faydalıdır. Bu tarz hastalara FDA 2004 yılda sülük tedavisini onaylamıştır. Özellikle kronik dönemdeki eklem ağrılarında Hirudo medicinalis, ödemi alarak ağrılı alanda ağız salgısı ile vazodilatasyon ve ağrı kesici etki oluşturarak dolaşımı arttırır. Bu sayede ödemin azalması ile birlikte dolaşım artar ve sistemin sağlık çalışması ile ödem ve sinirler üzerindeki baskı azalır. Artritli hastalar tedavi sonrasında çoğunlukla iyi bir uyku ile çok rahatladıklarını bildiriler. Ayrıca dejeretif eklem hastalıklarında düzenli aralıklarla yapılırsa ağrısında ciddi azalma olur. Dejeneratif eklem hastalığı yapısal bozuklukla seyreden bir hastalık olduğunda sonuçların iyi olabilmesi için erken dönemde tedaviye başlamak gerekir. Aksi takdirde hastanın tedaviden yanıt alması güçleşir.

Sülük tedavisi, eklem uygulamalarında küçük sülüklerle yapılır yaklaşık bir saat sürer ve ağrısızdır. Dejeneratif olmayan eklem hastalıklarında çoğunlukla bir seanslık sülük tedavisi ile uzun süre rahatlama sağlanır. Kür tamamlandıktan sonra en erken 6 ay sonra şikâyetleri geçmeyen hasta tekrar tedaviye çağrılır.

Jinekolojik Hastalıklarda Hirudoterapi

Son yüzyılda yaygın kullanılan sentetik hormon ilaçları ve antibiyotikler, kadınların

hastalıklarına şifa olmadığı gibi hastalıkların çeşidini ve sayısı arttırmıştır. Sülük tedavisi ile pelvik organlar üzerindeki yük azaltılır, enflamasyon önlenerek, hormonal sistemin sağlıklı çalışması sağlanarak üçlü etki oluşturur. Ayrıca immun modüle (bağışıklığı düzenleyici) edici etkiye de sahiptir. Karın bölgesinde ağrı ve genital kaşıntı çoğunlukla ilk seanstan sonra kaybolur 3-4 aydan sonra adetlerde düzelme görülür. İnfertil  hastalarda tedavi sonrasında gebelik vakaları bildirilmiştir. Sülük tedavisi ile faydalı olabileceğini düşündüğümüz hastalıklar şunlardır: endometrial hiperplazi, kronik pelvik inflamatuar hastalık, adet düzensizlikleri, adenomyozis, fonksiyonel yumurtalık kistleri, rahim miyomları, infertilitenin bazı formları, menopoz sendromu, viral ve bakteriyel enfeksiyonlar da dahil olmak üzere pelvik (leğen) organların iltihabi hastalıklardır.

 Kontrendikasyonları (Sülük tedavisinin yapılamayacağı durumlar)

 Kesin Kontrendike Durumlar

 

Hemofili

Lösemi

Multipl Miyelom

Lenfoma

Hipotansiyon (Düşük kan basıncı )

Anemi

HIV enfeksiyonu AIDS

Kemoterapi

Karaciğer kanseri

Kalp pili

Gebelik

Adet dönemi

Diyaliz hastaları

 

 Aşağıdaki ilaçları kullananların mutlaka bildirmeleri gerekir (Kronik kullanımı olan hastaların sülük tedavisi mümkün değildir).

Kumadin

Plavix ve benzerleri

Aspirin ve benzerleri

Dabigatran ve benzerleri

İşlemden 2-3 gün öncesinden bırakılması gerek ilaçlar

Balık Yağı

Gingo biloba ürünleri

Asetilsalisilik asit

Sindenafil

İşlemden önce yapılmaması gerekenler

 Güçlü ağrı kesici ilaçlar

Bitkisel tedaviler

Bitkisel kaynaklı kremler

Homeopatik ilaçlar

İşlem sonrasında yapılmaması gerekenler

 Fizik Tedavi

Yoğun masaj

Derin doku masajı

Reflexo terapi

Aromaterapi

Aküpresür

Koşu yapmak

Bisiklet

Yoğun yüzme

Ağırlık kaldırma

Yoğun çalışma

 

SIK SORULAN SORULAR?

Sülük güvenli midir?

İşlemin güvenli ellerde steril ortamlarda kullanımı güvenlidir. Ancak unutmamak gerekir ki yüzyıllarca güvenle kullanıla gelmiş ve komplikasyonları da son derece nadirdir.

Sülük tedavisi ağrılı mıdır?

Ağrı düzeyi kişiye göre değişir. Sülüğün oluşturacağı ağrı arı ısırığı kadar denilebilir. Ancak bir farkla; Sülük ısırmasından 1 ile 5 dk sonra canlının ağız salgısındaki maddeler anestezi etkisi göstererek ağrıyı hafifletir. Arıda ise salgılar alerjik reaksiyon oluşturarak ağrının şiddetini arttırır.

İşlem sonrası kaşıntı olur mu?

İşlem sonrası en sık görülen yan etki kaşıntıdır. Bu alerjik bir reaksiyon değildir. Ağız salgısının oluşturduğu bir etkidir, 2-3 günde kaybolur. Bunun için önerimiz sirkeli su, soğuk komprestir. Uygulama alanını çizilmelere ve darbelere karşı korumak, sülük kaynaklı olmayan sonradan oluşacak komplikasyonlar önlenebilir.

Kan kaybı çok olur mu?

Hayır olmaz. Bir sülüğün emebileceği kan maksimum 10 cc’yi geçemez. Toplamda oluşabilecek kayıp bir çay bardağını (yaklaşık 100 cc) geçmez. Hacamattan çok daha az kayıp olur.

Enfeksiyon riski nedir?

Güvenli olmayan ellerde bu risk her zaman vardır. Defalarca veya çok hastaya kullanılmış sülüklerin en önemli riski bulaşıcı hastalıklardır.( hepatit B, C, HIV ) Hirudo medisinalis ‘in bağırsaklarında bulunabilen aeromonas spp. bakterilerinin enfeksiyon oluşturma risk vardır. Bu durumdan da güvenli ellerde işlem yaptırarak kurtulabiliriz.

Kullanım alanları

Sülük (Hirudo medisinalis) tedavisinin antikoagülan (pıhtı oluşumunu engelleyici), vazodilatasyon, bakteristatik ve anestezik etkisi vardır. Bu etki mekanizması ile birçok hastalığın tedavisinde kullanılabilir. Bu sayede dolaşımı bozuk organlara giden damarlarda genişleme sağlayarak oluşan pıhtıları eriterek ve de varsa ortamda bakterilerinde çoğalmasını durdurarak hastalıklı organda dolaşımın sağlıklı olmasını sağlar. Her türlü mikrocerrahi operasyon sonrasında dolaşımın sağlıklı olması için uygulanabilir. Hirudo medisinalisin salgıları özellikle uç organları besleyen damarlarda tıkanıklığı açmak için günümüz teknolojisine rağmen hala en mükemmel yöntemdir. Venöz konjesyon ve kompresyona bağlı stazları önlemede de kullanılmaktadır. Kadın Hastalıkları, Ürolojik Hastalıklar, Eklem Hastalıkları, Migren ve Gerilim Tipi Baş Ağrıları, Hipertansiyon, Karın ağrıları, yaygın vücut ağrılarında, cilt hastalıklarında kullanılabilir. Şunu da unutmamak gerekir ki bu tedavi yöntemi, toksinlerden kurtulmak, dolaşımı hızlandırmak amaçlı (proflaktik olarak) da kullanılabilir.

Biz insanoğluna düşen, ‘hastalık varsa tedavisi de vardır’ diyerek araştırmak, bilinen yöntemleri uygulamak ve tedavi için ümidimizi kaybetmeden uğraşmaktır. Bu canlının ağız salgısına muhteşem etkiler oluşturacak biyoaktif maddeleri koyan Allah (CC), daha bilmediğimiz birçok canlı ve bitkilere de şifaya gitme yolunda yardımcı olabilecek etken maddeler koymuştur. Bize düşen bıkmadan usanmadan araştırmaktır. Bu mantık çerçevesinde modern çağımızda yüzyıllardır kullanılagelmiş tedavi yöntemlerimizi daha da geliştirerek, tıp adamları ile istişare ederek mantıklı bir şekilde kullanmamız gerekir. Son yıllarda bu tedavi yöntemleri hak etmedikleri muameleye maruz kalmaktadırlar. Toplumun bir kesimi bu yöntemleri mucize gibi her derde deva gibi sunup merdiven altlarında sağlıksız koşullarda ve bilgi eksikliği ile yanlış kullanmaktadırlar. Bir kesim de, bunların hiç ilgi göstermeyerek ‘koca-karı’ tedavisi olarak değerlendirmektedir. Bizce, bu yöntemler ilgiyi hak ediyor ancak, insanları aldatır düzeyde her derde deva gibi sunulması doğru değildir. Kabul etsek de etmesek de, modern tıp anlayışımızın etkilendiği tıp adamları Hipokrat ve Galen, yaşadıkları devirlerde bu yöntemlerle ilgilenmiş ve tedavilerinde kullanmışlardır. Modern tıp anlayışımızla harmanlayarak bu yöntemleri kullanmak en doğrusudur. Bunu da ancak tıp adamları yapabilir.

Koruyucu hekimlik maalesef ülkemizde anlaşılamamıştır. Hastalanmadan önce hekime gitme alışkanlığımız yoktur. Lokman Hekim in yüzyıllarca önce söylediği HASTA OLMADAN ÖNCE TABİP ÇAĞIR VE HASTALANMADAN ÖNCE TABİBE HÜRMET GÖSTER düsturunu hatırlamıyoruz. Aslında hastalanmamak için yol bellidir. Nasıl ki en az yılda bir kez aracımız arızalanmadan bakıma götürüyoruz aynen onun gibi en az yılda 2 kez doktora gidip vücut rehabilitasyonu sağlanmalıdır.

Temelde bütün hastalıklar bir tek hücrenin ihtiyacı olan kan, oksijen, su, mineral ve diğer hayati maddelerin o hücreye ulaştırılamaması ve hücrenin işleyişi sonucu oluşan atık maddelerin (toksinlerin) oradan uzaklaştırılmaması sonucu başlar. Metabolizmada ki oluşan hatalar sonucu vücuttan bir kısım sinyaller yayılır. (örneğin; ateş, aşırı terleme, nefes kokması, sürekli yorgunluk, bağırsak problemleri vs.) Yanılma burada başlar. Bu vücuttan gelen imdat çağrılarını hastalık düşünerek onları ağrı kesicilerle, ateş düşürücülerle vs. baskılarız. Oysa yapılması gereken vücudun kendi iç mekanizmalarını harekete geçirerek sağlığa kavuşma istikametinde yardımcı olmaktır. Biz hastanın sağlığa ancak beden, duygu, düşünce/bilinçaltı ve ruhun bir bütün olarak tedavi edilmesi sonucu kavuşacağına inanırız. Sülük tedavisi de bu yaklaşım anlayışı içerisinde çok önemli yerde bulunmaktadır. Ve kliniğimizde tek bir tedavi şeklinin değil birçok yöntemin birlikte hareketi sonucu başarıyı hedefleriz.

 

Dr. Ceyhun NURİ

 

 

 

sülük tedavi sağ