Bilgi ve Demeçler

Son Yazılar

Haşimoto Hastalığının Sık Görülen Belirtileri

Laboratuvar her zaman kliniği yansıtmaz. Hastanın tedavi edilmesi gerekir, laboratuvar değerlerinin değil.

Haşimoto Hastalığının Sık Görülen Belirtileri:

– Kronik Yorgunluk (12 Saatten Fazla Uyuma)
– Karın Şişkinliği ve Gaz Şikayetleri
– Midede Yanma ve Dispepsi
– Saçlarda Dökülme
– Ellerde Uyuşma
– Huzursuz Bacak Sendromu
– Anlamsız Kkilo Alma
– İşe Karşı İsteksizlik
– İş Bitirememe
– Ciltte Kuruluk

Tiroid fonksiyon testleri normal aralıklarda olsa bile yukarıdaki şikayetlerden herhangi biri sizde varsa tanısı konulamamış Haşimoto Tiroditi hastası olabilirsiniz.

www.drceyhunnuri.com

Romatoid Artrit ve Seronegatif Hastalıklarda (Ankilozan Spondilit ) Quercetin ve Apigenin

Romatoid Artrit ve Seronegatif Hastalıklarda (Ankilozan Spondilit ) IL-1β / IL-6 ve TNFα inflamatuar proçesler artar.
Quercetin* ve Apigenin** IL-1β / IL-6 ve TNFα ‘yı bloke ederek hastalığın seyrinde iyileşme sağlamaktadır.***

* Quercetin:, Elma, soğan, maydanoz, ada çayı, narenciye, zeytinyağı, üzüm, kiraz, karadut vb. besinlerde
** Apigenin: Papatya, maydanoz, portakal, buğday filizi, soğan vb. besinlerde.
*** https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/22711544
www.drceyhunnuri.com

Omega 3 – Enflamatuar Hastalıklar

Omega 3, vücut için gerekli olan ama vücutta üretilemeyen ve mutlaka dışarıdan alınması gereken yağ asitleridir.
Omega-3 yağ asidi olan α-linolenik asit ve onun türevleri olan EPA ve DHA gibi n-3 yağ asitlerinin tüketiminin prostat, göğüs, akciğer ve bağırsak kanserlerinin önlenmesinde, kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon, romatoid artrit, osteoporoz, diyabet, astım, Alzheimer, depresyon ve şizofreni gibi hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde önemli etkiye sahip olmasının yanı sıra immün sistemin kuvvetlendirilmesi, erken dönemde zeka gelişimi, yüksek doğum ağırlığı üzerine de çok önemli olumlu etkilerinin olduğu bilinmektedir.
Antienflamatuar etkili Omega-3 yağ asitleri artrit ve otoimmün hastalıkların belirtilerini hafifletici, doğal iltihap giderici bileşiklere sahiptir (1). Romatoid artrit hastalarına günde 2.6 gr omega-3 yağ asitleri verilerek bir yıl süreyle yürütülen çalışmada omega-3 yağ asitlerinin hastaların durumunda iyileşme sağladığı ve ağrılarını hafiflettiği ifade edilmiştir (2). Omega 3’ün en iyi kaynağı somon, uskumru, ringa, ton, uskumru, sardalye gibi yağlı balıklardır. Fakat bunun haricinde keten tohumu, ceviz, semizotu, brüksel lahanası, kuru fasulye, nohut gibi gıdalarda da Omega 3 bulunur. Ayrıca anne sütü de doğal bir Omega 3 kaynağıdır. 2 Yaşına kadar anne sütü alan çocuklarda romatizmal / enflamatuar hastalık oluşumu ilişkisinde negatif korelasyon görülmektedir.

(1) Eseceli, H., Değirmencioğlu, A., Kahraman, R., 2006. Omega Yağ Asitlerinin İnsan Sağlığı Yönünden Önemi. Türkiye 9. Gıda Kongresi, 24-26 Mayıs, Bolu, 403-406.
(2) Geusens, P., Wouters, C., Nijs, J., Jiang, Y., Degueker, J., 1994. Long-Term Effect of Omega-3 Fatty Acid Supplementation in Active Rheumatoid Arthritis. A 12-Month, Double-Blind, Controlled Study.

Hipoasidite / Haşimoto Tiroiditi

Mide iç ortamı normal pH değeri 1-2 olan asidik bir ortamdır. Bu asit ortam başta kalsiyum ve demir olmak üzere çinko, magnezyum, molibden, krom, bakır ve manganez emiliminde önemli rol oynar. B12 vitamini emilimi için mide asidi şarttır. Mide asiti aynı zamanda yiyeceklerle aldığımız bakteriler için de ilk ve önemli bariyerdir. Güncel vaka çalışmaları, giderek artan PPI (proton pompa inhibitörü) kullanımı ile birlikte Clostridium difficile enfeksiyonlarının ve spontan bakteriyel peritonitin arttığını göstermiştir. Bu bakteriler duodenum ve jejunum epitelini toksinleriyle direk bozdukları gibi, safra tuzlarının yapısını bozarak onları hem işlevsiz hem de irritan hale getirerek de buna yol açarlar.

Mide asidini (HCL) azaltmaya yönelik gerek doğal ajanların gerekse fitoterapötik-doğal ilaçların bilinçsiz kullanımının (örneğin yemek üzerine karbonat tüketimi veya diğer antiasit kullanımı) yıllar içinde artması sonucu olarak artan hipoasiditeye (mide asitinin azalması) bağlı bağırsak geçirgenliği bozulmaya başlamıştır. Buna bağlı olarak hem yeterince sindirilemeyen (denatüre olmamış) proteinlerin antijenik yükü, hem de bakteri artışıyla ortaya çıkan endotoksin (vücudumuzda üretilen toksin) yükünün artmasına bağlı adaptif immun sistemin enflamatuar tepkisinin artması ve aynı zamanda %20’sinin bağırsakta gerçekleştiği T4 T3 dönüşümünün de bozulmasıyla birlikte HASHİMOTO TİROİDİTİ ve diğer OTOİMMUN HASTALIKLARda da çarpıcı artışlar görülmeye başlanmıştır.

Curcumin’in (Zerdeçal) Ankilozan Spondilit Oluşum Kliniğinde Pro / Anti – Enflamatuar Sitokin Regülasyonuna Etkisi

NF- KB ↓ baskılanır
TNF ve IL-1β ↓ baskılanır
MMP9 – MMP3 ↓ baskılanır
Osteoklastik Potansiyel RANK (Kemik Erimesi) ↓ baskılanır *

Ankilozan Spondilit vakalarında enflamatuar tablonun optimize edilmesi için Pro-inflamatuar (iltihabı artırıcı) sitokin /mediatörlerin baskılanması, Anti-enflamatuar (iltihabı azaltıcı) sitokin /mediatörlerin ise aktive edilmesi gerekiyor. Bu light adaptojen fitoterapötik ajan enflamasyon zincirini geciktirerek / kırarak dokulardaki kalıcı deformasyon oluşum sürecini engellemeye yardımcı olur.
www.drceyhunnuri.com
*https://www.mdpi.com/1422-0067/19/9/2508/htm

Mitokondrial Disfonksiyon / Enflamatuar Hastalıklar

Mitokondrial Disfonksiyon / Romatoid Artrit, Ankilozan Spondilit, Haşimoto, Sistematik Lupus SLE, Diabet, Metabolik Sendrom

Mitokondri çok hücreli canlılarda hücre içinde bulunan enerjinin sentezlendiği organeldir. Daha kolay anlaşılabilmesi için ‘elektrik üretim santralleri’ de denilebilir. Genetik yapısı kalıtımsal olarak yalnızca anneden gelmektedir. Kendine özgü ‘mDNA’ ve ‘mRNA’sı vardır. Bu nedenle genetik alt yapısı olan gıdalardan kolaylıkla etkilenmektedir. Fenotipik genlerimiz yediğimiz gıdalardan, çevresel faktörlerden etkilendiği gibi mitokondrilerimiz de etkilenmektedir. Genetiği ile oynanmış gıdalar ve kaynağı belirsiz hayvansal ürünler genlerimiz için tehlike oluşturmaktadır. Gıdaların hazırlanmasında kullanılan koruyucu maddeler ve protein yapılı gıdalar da tehlikeli olabilmektedir. Genetiği ile oynanmış ürünleri tüketmek sorun olduğu gibi bu ürünleri tüketen hayvanların etlerinin tüketilmesi de bir o kadar sorundur.
Hücrelerimizin çalışabilmesi için -70 / -90 milivolt düzeyinde elektiriksel aktiviteye ihtiyacı vardır. Başta kalbimiz olmak üzere kaslarımızda ve tüm hücrelerimizde milyonlarca mitokondri (enerji santrali) bulunmaktadır. Total mitokondriler organizmanın %10’u kadardır. Aldığımız gıdaları oksijen yardımı ile enerjiye çevirmektedir. Aldığımız gıdalar molekülerine ayrılarak glikoz düzeyinde oksijen yardımı ile mitokondri iç zarında krebs ve elektron transport zincir enzimleri yardımı ile enerjiye çevrilmektedir. Bu nedenle enerjiye en çok ihtiyaç olan beyin kalp iskelet kası karaciğerde mitokondri sayısı daha çoktur. Enerji metabolizmasında oluşan hasar iskelet kasında halsizlik güçsüzlük miyopati, kalpte ileti problemleri kardiyomiyopatilere WPW sendromuna beyinde ataksi felç demans ve migrene neden olmaktadır.

Oksijen demiri paslandırdığı gibi uzun vadede mitokondrileri de paslandırmakta – yaşlandırmaktadır. Yaşlanmanın fizyopatolojisinde bu mekanizmanın olduğu kabul görmektedir. GDO lu ve kimyasal katkılı ürünler yetersiz oksijenlenmiş bedenimiz enerji santralinde sorun oluşturmakta kronik hastalıkların sürecini tetiklemektedir. Nasıl ki enerji üretim santralinde sorun çıktığında sanayimizde ve evlerimizde sorunlara neden oluyorsa mitokondrilerimizde de oluşan sorun bütün bedenimizi etkileyecek hasarlara neden olmaktadır. Oluşan hasarların bir kısmı geri döndürülebileceği gibi bir kısmı da kalıcı olmaktadır.

Mitokondrial disfonksiyon enerji döngüsü bozulmuş veya sağlıklı çalışmadığı anlamına gelmektedir. Günümüzde sıklıkla karşılaştığımız kendini halsiz ve yorgun hissetmenin ve kronik hastalıkların ( Romatoid Artrit, Ankilozan Spondilit, Haşimoto, Sistematik Lupus SLE, Diabet, Metabolik Sendrom vb.) hazırlayıcı faktörlerinden en önemlisi mitokondrial disfonksiyondur.

Mitokondrial disfonksiyonu geriye döndürebilmek ve enerji döngüsünü desteklemek, sağlıklı çalışmasını sağlamak mümkündür. İnsan hücrelerinde genomik instabilite ve mitokondrial disfonksiyon sonucunda hücresel düzeyde yaşa bağlı fonksiyonel gerileme ile kronik hastalıklar ve sonrasında yaşlanma arasında sık görülen bir ilişki vardır. Yaşlanmanın yavaşlatılması ve geriye döndürülmesi üzerine çok çeşitli çalışmalar devam etmektedir. Bu alanda çeşitli dergilerde çok sayıda yayınlanmış makaleler mevcuttur. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/30238623

Mitokondrial Resitütasyon (Enerji Üretiminin Desteklenmesi)

• Gereksiz kalori alımının engellenmesi
Vücudumuz kilo almaya göre programlanmamıştır. Fazla alınan kaloriler genetik alt yapımızı bozarak kronik hastalık süreçlerini aktive eden serbest radikal oluşumlarını hızlandırmaktadır. Fazlaca alınan kaloriler başta karaciğer (evre 1,2,3 ) olmak üzere vücudun çeşitli bölgelerinde yağlanmaya neden olmaktadır. Karaciğerde meydana gelen yağlanma nonalkolik hepatosteatoz (NASH) dediğimiz karaciğerin sirozuna kadar gidebilen süreçleri tetikleyebilmektedir. Önlem alınmazsa uzun vadede karaciğerde siroz meydana gelir. Bu olaylar zinciri karaciğerin detoksifikasyon mekanizmalarını bozarak kronik hastalıklara zemin hazırlar.

• Karaciğer Detoksifikasyon Mekanizmasının Desteklenmesi
Antioksidan kapasiteyi artıran moleküller detoksifikasyonu aktive edecektir. Bu moleküller:

1. Üzüm Çekirdeği (Resveratrol)
2. Zerdeçal
3. Demir
4. Magnezyum
5. Yeşil Çay
6. Vitamin D
7. B12 B6 B2 B3 B1
8. Folik Asit
9. Malik Asit
10. Vitamin C
11. Alfa Lipoik Asit
12. N-Asetilsistein
13. Deve Dikeni Tohumu Ekstresi (Silimarin)
14. Vb.

Mitokondrilerin desteklenmesi veya bozulmasına neden olan faktörlerle karşılaşmaması elimizde olan bir durumdur. Organizmanın yaşlanmasının yavaşlatmak ve kronik hastalık süreçlerini yönetmek kalıcı hasarlar oluşmasını engellemek mümkündür.

www.drceyhunnuri.com

Demir / Hashimoto Tiroiditi

Demir; hücrenin enerji metabolizmasında hayati önemi olan enzimlerin yapı ve fonksiyonunda, dokulara oksijen transportunda (taşınmasında) ve hücre proliferasyonunda (çoğalmasında) rol oynayan esansiyel (dışarıdan alınan) bir elementtir. Büyüme, psikomotor ve zihinsel gelişme, immun sistem, gastrointestinal sistem, termoregulasyon gibi birçok sistem üzerine etkileri vardır.

Tiroid hormon sentezinin ilk iki basamağını katalize eden tiroid peroksidaz hemoglikoprotein yapısında bir enzimdir. Demir eksikliği anemisinde tiroid peroksidaz enzim seviyelerindeki düşüşe bağlı olarak T4’ün T3’e periferik dönüşümü azalır ve plazma T4, T3 düzeyleri geriler. Bu durum tepkisel olarak dolaşımdaki TSH düzeyini artırır.

Hayvanlarda ve insanlarda yapılan bazı çalışmalarda demir eksikliğinde tiroid hormon metabolizmasının da bozulduğu bildirilmiştir. Bir çalışmada demir eksikliği anemisi bulunan sıçanlar incelenmiş ve plazma tiroid hormon seviyelerinin düşük olduğu, akut soğuk maruziyetine tiroid hormon yanıtının zayıf olduğu gösterilmiştir (1). Başka bir çalışmada demir eksikliği anemisi olan kadınlarda tiroid hormonları kontrollere göre daha düşük olduğu ve tedavi ile anemi düzeldikten sonra tiroid hormon düzeylerinde bazal değerlere göre anlamlı bir artış olduğu gösterilmiş(2). 2002’de yapılan bir çalışmada demir eksikliği bulunan sıçanlarda T3, T4 ve tiroid peroksidaz aktivitesi kontrollere göre anlamlı olarak düşük saptanmıştır (3).

Demirin gerek tiroid hormon seviyelerine etkilerini gerekse immun sistem üzerine etkilerini dikkate aldığımızda Hashimoto Tiroiditi olan hastalarda altta yatan demir eksikliği düzeltilmeden hastalığın da tam tedavisi mümkün olmayacaktır. Kontrollerde demir ve ferritin düzeylerinin takibi önem arz eder.

Hashimoto Tiroiditi Detaylı bilgi ve Öneriler: http://www.drceyhunnuri.com/genel-metabolik-sorun…/hasimato/

(1) Beard J, Green W. & Finch CA. Interactions of iron deficiency anemia and thyroid hormone levels. Life Sci. 1982;30:691-697.
(2) Yazar A, Pata C, Altıntaş E, Kıykım AA, Gen R, Polat G. Demir eksikliği anemisi ve demir tedavisinin plazma tiroid hormon düzeylerine etkisi. İst. Tıp Mecmuası, 2002;65:2.
(3) Hess SJ, Zimmerman MB, Arnold M, Langhans W. Iron deficiency anemia reduces thyroid peroxidase activity in rats. The J. of Nut. 2002;132:1951-1955.