+90 (312) 472 17 69

AKUPUNKTUR VE ASTIM TEDAVİSİ

Akupunktur ve Astım Tedavisi

 Astım, vücutta oluşan bir solunum yolları hastalığıdır. Astımda hava yollarının mukoza ve mukoza tabakalarında iltihap vardır. Hava yolları her türlü uyarana karşı (alerji yapan maddeler, enfeksiyonlar, iyi ve kötü kokular, sigara dumanı,vb..) hassas hale gelir. Uyaranlar hava yollarını saran kasların kasılmasına, salgı bezlerinin aşırı salgı yapmasına ve sonuçta da hava yollarının daralmasına neden olur, astımın klinik belirtileri ortaya çıkar. Astım nedeniyle daralmış olan hava yollarından geçen hava miktarı azalacaktır, akciğerlere yetersiz hava gidecek ve hasta nefes darlığı hissedecektir. Daralmış hava yollarından güçlükle geçen hava hışırtıya ve hırıltılı solunuma neden olacaktır. Hava yolları sadece kasların kasılmasıyla daralmaz, aynı zamanda salgı bezlerinin de salgısı artmıştır ve bunlar da hava yollarını tıkamaktadır, bu durum da öksürük ve balgam çıkarma şikayetlerine neden olacaktır.

signs-your-child-has-asthma__1435254878_173.199.221.90

(WHO)-Dünya Sağlık Örgütünün yayınladığı raporlara göre ALLERJİK NEZLE ve ALLERJİK ASTIM, akupunkturla tedavi edilebilen hastalıklar grubunda yer almaktadır.

 Akupunktur ile astım hastalığına yaklaşımı 4 noktada ele alabiliriz:

 1.İmmün sistemin (bağışıklık) güçlendirilmesi.

2.Vücutta ödem çözücü maddelerin artırılması.

3.Stres ve stresör faktörlerin azaltılması.

4.Astım riski taşıyan bebeklerde, annenin gebelik ve gebelik sonrası döneminin desteklenmesi

  1. Akupunktur ile vücudun bağışıklık sistemi güçlendirilerek ( Akupunktur T lenfositlerden interferon salınımını artırır. Lökosit sayısı akupunktur uygulamasından 3 saat sonra artar ve bu artış 24 saat devam eder. Karaciğere ait retikülerendotelyal sistem hücrelerinde fagositik aktivite artar) vücudun hücresel ve hümoral immün fonksiyonları artırılır. Kişi üst solunum yolu enfeksiyonlarına daha nadir yakalanmaktadır, daha az enfeksiyon daha az astım krizi demektir
  1. Akupunktur ile vücutta bulunan ödem çözücü maddeleri (ACTH, Kortizol seviyelerinde artış sağlanır)  harekete geçirerek hastanın şikayetlerinin gerilemesine yardımcı olunabilir.
  2. Akupunktur strese karşı dayanıklılığı artırır. Psikolojik etkenlerin immün sisteme etkisi göz ardı edilemeyecek kadar çoktur. Aşırı stres durumu, kortikosteroid ve kortizon salınımı ile lökopeniyi (lökosit sayısının azalması) artırır, ayrıca lenfosit uyarılmasını azaltır, hastalıkların ortaya çıkışını ve devamında hastalıkların seyrinde  morbidite (hastalığın ortaya çıkış hızı) ve mortaliteyi (hastalıktan kaynaklı ölüm riski) artırır. Depresyon antinükleer antikorları etkiler ve otoimmün tepkiyi başlatır. Akupunktur ile, vücutta bulunan sakinleştirici maddeler (Serotonin-5HT, Endorfin ) harekete geçirilir, bu maddeler kişiye zindelik, huzur verir ve rahatlama sağlanır.
  3. Astım hastalığının erken yaşlarda ortaya çıkması ve bu noktada özellikle annenin gebelik ve gebelik sonrası dönemde yaşadığı bir kısım sorunlar astım hastalığına yaklaşımda önemlidir. Gebelik dönemi (özellikle sorunlu gebelikler, gebelik dönemi boyunca sigara kullananlar, aşırı stresli gebelik geçirenler, erken doğum, sezaryenle doğum vb. nedenlerle) ve doğumdan sonra emzirme sorunları, annedeki stres kaynaklı bebeğin anne sütü alamaması ve bağırsak biyolojik aktif yaşamın tam oluşmaması astımın ortaya çıkışını hızlandırır. Annenin sıkıntılı bir gebelik dönemi sonrasında stresli lohusalık dönemi geçirmesi ve bu dönemde ilaç kullanımının da kısıtlı olması nedeniyle bu dönemde annenin de akupunktur ile bağışıklık sistemi güçlendirebilir. Anne stresten kurtulabilir ve hastalıkları daha kolay atlatabilir; bu sayede az hastalanan, stres yaşamayan, yeterli sütü gelen annenin bebeğinde astım ve bir çok hastalığın ortaya çıkışı engellenmiş olur. Kronik allerji, astım ve bronşit gibi rahatsızlıklar özellikle çocuk yaşlarda başlamışsa, akupunktur çok etkin bir tedavi yöntemi olarak uygulanır.

Uzakdoğu felsefesi yaklaşımıyla astım hastalığına baktığımızda iki tip astım vardır:

1.Akciğer fonksiyon bozukluğu ile karakterize

2.Akciğer ve Böbrek enerji yetersizlik durumu ile karakterize

1.Tip Astım

 Dışarıdan ‘wind-cold’un (soğuk rüzgar) yayılması veya ‘phlegm-heat’in (sıcak balgam) oluşmasıyla akciğerin fonksiyonlarının bozulması şeklinde görülür.

a-  Wind-Cold: İnce balgamlı öksürük, kısa soluk. Bu tabloda genellikle ateş ve üşüme, beyaz dil örtüsü ve yüzeysel nabız bulunur.

b- Phlegm-Heat: Hızlı ve kaba solunum. Bu tabloda genellikle göğüste batma hissi, kalın pürülan balgam, kalın sarımsı dil örtüsü, hızlı yuvarlanan güçlü nabız bulunur.

2. Tip Astım

 Akciğerin veya böbreğin enerji yetersizlik durumlarında görülür. Burada Qi’nin (hayat enerjisi) alınışı ve fonksiyonunun şekillendirilişi düşmüştür.

  1. Akciğerin enerji yetersizlik durumu: Kısa hızlı solunum, zayıf ve alçak ses, zayıf nabız.
  2. Böbreğin enerji yetersizlik durumu: Astım dispne (hareket sonucu ortaya çıkan nefes darlığı), üşüme ve soğuk uzuvlar, derin tel gibi hissedilen nabız.

 Tedavi:

 a- Wind-cold

UB13: Akciğeri aktive eder

Lu7 ve LI4 : Wind ve Cold’u elimine eder.

 b- Phlegm-Heat

 St40: Distal nokta. Solunumu düzenler, phlegm-heat’ı kaldırır.

Ren22: Lokal nokta. Solunumu düzenler, phlegm-heat’ı kaldırır.

Lu5: Akciğer He-Sea noktası. Heat’ı azaltır, astımı teskin eder.

Dingchuan (extra): Astımın özel tedavi noktası.

Astım Hastalarında Beslenme

Yiyecek seçimi, Akciğer fonksiyonu üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Aşırı soğuk ve çiğ yiyecek tüketimi ‘Dalağı’ etkiler ve çoğunlukla ‘Akciğer’lerde balgamı tutarak ‘İç Nem’i üretebilir.

Çin Tıbbı’na göre: “Dalak Balgamı oluşturur ve Akciğerler Balgamı tutarak depolar.” Bu durumda akciğerlerde aşırı miktarda balgam oluşacaktır. Bu nedenle, Akciğerlerde “Nemli Balgamın” tutulması nedeniyle astım vakalarında aşırı soğuk ve çiğ yiyecek tüketimi tedavi için uygun değildir. Soğuk ve çiğ gıdalardan başka aşırı miktarda süt, peynir ve tereyağı tüketimi (özellikle de süt) Akciğerler üzerinde aynı etkiye sahiptir ve balgama neden olur. Astım hastalarının soğuk gıdalar, çiğ yiyecekler, süt, peynir ve tereyağı gibi besinleri yemesi tavsiye edilmemektedir.

Kaynaklar:

 1.Schneideman ,I.Medical Acupuncture,Hong Kong,1988

2.Dinçsoy.M.N.Gerçek ve Klasik Çin Akupunkturu Bilimi,İzmir,1988

3.Dale,R.A Acupuncture ,Florida,1996

4.Çevik,C. Medikal Akupunktur,Ankara ,2001